Böcekten tiksinen anne, yılandan nefret eden baba olmayın

Başkanımızın Hürriyet gazetesi için yazdığı köşe yazısına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.hurriyet.com.tr/bocekten-tiksinen-anne-yilandan-nefret-eden-baba-olmayin-40022440konuk_yazar

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Haberler ve Yazılar0 Comments

Dünya Çevre Günü

1972 yılında İsveç’in Stokholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında alınan bir kararla, 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi.dunya_cevre_gunu

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Çevre Haberleri0 Comments

Manyas Kuş Cenneti ‘Sanayi Cehennemi’ Olacak

manyasgoluMarmara’nın ekolojik dengesini bozacağı gerekçesiyle eleştirilerin hedefindeki Çevre Düzeni Planı’yla her yıl 260 türden 3 milyon kuşu ağırlayan Manyas Kuş Cenneti’ni tehlikeye sokacak çok sayıda sanayi tesisi kurulacağı ortaya çıktı.

Manyas Kuş Cenneti’ni ‘sanayi cehennemi’ne çevirecek proje Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca onaylandı.

Böylelilkle Balıkesir-Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100 bin Ölçekli Çevre Düzeni Planı’yla birlikte Manyas’a kuş uçuşu 8 kilometre uzaklıktaki bölgede 1. derece tarım arazilerine çok sayıda sanayi tesisi kurulmasının önü açıldı.

‘Artık kuşlarla problemli olduklarını düşüneceğim’

Milliyet’ten Evin Demirtaş’ın haberine göre, Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu, planı mahkemeye taşıyacaklarını belirterek, “Manyas Kuş Cenneti’nin nesli tükenmekte olan kuşları, büyük risk altında. Kuş göç yolu üzerinde bulunan bu bölge, sanayiye açılamaz. Kurulacak sanayi tesislerinin atık suları arıtılsa bile Marmara Denizi, kirlenecek. Ekolojik krize sürükleniyoruz” diye konuştu.

Nerede ender bulunan bir kuş popülasyonu varsa oraya proje yapıldığını belirten Bozoğlu, “Artık kuşlarla problemli olduklarını düşüneceğim. Buraya nasıl bir sanayinin yapılacağı alt ölçekli planda belli olacak. Demir-çelik fabrikası, kimyevi tesis, termik santral, doğalgaz çevrim santrali, hatta gizliden nükleer tesis de planlanıyor olabilir” dedi.

‘Yeşil alanlar, yapılaşmaya açılacak’

Balıkesir-Çanakkale Bölge Planı’nın Marmara için tehlikelerine dikkat çeken Bozoğlu, “İster istemez denizin kenarına liman yapacaklar. Oysa Marmara Denizi zaten çok hassas. Bazı yerlerinde 30-50 metrenin altında hayat yok. Balıkların yaşam alanında ciddi değişiklik olacak. Bölge, sanayiye açılınca göç başlayacak ve nüfus artacak. Yeşil alanlar, yapılaşmaya açılacak. Bölgeye ilişkin TÜBİTAK Havza Eylem Planı ve Marmara Denizi Mastır Planı birbiriyle uyumlu değil” dedi.

Kanser patlaması

Bozoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Bölgede olabilecek etkiyi baştan analiz etmek için mutlaka Stratejik Çevresel Etki Değerlendirme Raporu (ÇED) hazırlanmalı. Stratejik ÇED, Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik taahhütlerimiz arasında, ama bakanlık, 10 yıldır yönetmelik taslağı olarak bekletiyor. Bölge sanayiye açıldıktan sonra Stratejik ÇED’i hazırlasanız bile iş işten geçer. Bu plan ile Kocaeli Dilovası’ndan daha büyük bir sanayi bölgesi kurmak istiyorlar. Bu, bölgede kanser patlaması anlamına gelir.”

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Çevre Haberleri0 Comments

O idarecilere yargı yolu göründü

osbKöyündeki vahşi madenciliğe karşı savaş açarak doğa katliamına göz yuman yetkililere dava açan Mahmut Aksu’yu yargı haklı buldu, kamu idarecilerine yargı yolu göründü…

Isparta’da yaşayan 44 yaşındaki Mahmut Aksu, çocukluğunda çobanlık yaptığı Çandır köyündeki dağlar mermer şirketleri tarafından delik deşik edilince 5 yıl önce hukuk mücadelesine başladı. Köyünün çevresindeki mermer şirketlerinin yüzlerce zeytin ve ardıç ağacını katlettiğini, yaban hayvanların yaşam alanlarını yok ettiğini belgeledi. Ancak bölgedeki ilgili kamu idarecilerine bir türlü derdini anlatamadı. Görevini ihmal ettikleri iddiasıyla kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunan Aksu’nun şikayetini değerlendiren Savcılığa Isparta Valiliği soruşturma izni vermedi. Ancak Valiliğe itiraz eden Aksu’yu, Antalya İdare Mahkemesi haklı bularak doğa katliamına neden olan kamu görevlilerinin yargılanması yolunun açılmasını istedi.

ISPARTALI MAHMUT AKSU’NUN İBRETLİK DOĞA SAVAŞI
Isparta’nın Sütçüler ilçesine bağlı Çandır köyünde doğan 44 yaşındaki Mahmut Aksu, bir kaç yıl öncesine kadar vaktinin bir bölümünü çocukluğunda çobanlık yaptığı dağlarda gezerek geçiriyordu. Ancak gerçek bir doğa tutkunu olan Aksu’nun bu tutkusu 5 yıl önce kabusa dönmeye başladı. Yazılı Kanyon Milli Parkı ile Karacaören Barajı arasında kalan bölgede birbiri ardına açılan mermer ocakları bölgede büyük bir doğa katliamına başladı. Bölgedeki mermer ocaklarının tahsis alanlarının dışına çıktığını ve yüzlerce zeytin ve ardıç ağacını katlettiğini ortaya çıkaran Mahmut Aksu, bu konuda ilgili kamu kurumlarına başvurarak gereğinin yapılmasını talep etti. Ancak Aksu’nun bu girişimleri her defasında sonuçsuz kaldı. Bu arada bölgede açılan mermer ocaklarının sayısı da hızla çoğaldı.

CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKAN ÇARE OLMAYINCA DAVA AÇTI
Bölgede bulunan nesli yokolma tehdidi altındaki kızıl akbaba ve dağ keçisi gibi yaban hayvanların yaşam alanlarının mermer ocaklarınca yok edildiğini dile getiren Aksu, konuyla ilgili yaşanan süreci bir kitapta toplayarak 550 milletvekiline gönderdi. Ancak Aksu’nun derdine yine bir çare bulunamadı. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a defalarca mektup yazıp bu yıkımın durdurulmasını talep eden Mahmut Aksu, yine bir sonuç alamayınca son çare olarak ildeki ilgili tüm kamu yetkilileri hakkıda Sütçüler Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu.

İDARECİLERE ‘GÖREVİ İHMAL’ SUÇLAMASI
Şikayet dilekçesinde, 2010 yılından bu yana ilgili bütün kurumlara doğa katliamını bildirmesine rağmen hiç bir kamu kurumunun görevini yapmadığını öne süren Aksu, görevini ihmal ettiğini ileri sürdüğü tüm ilgililerin yargılanmalarını talep etti. Aksu’nun belgelerle delillendirdiği iddiaları doğrultusunda yargılanmasını talep ettiği bürokratlar arasında, şikayete konu olan mermer ocağının bulunduğu bölgeye gitmeden gidilmiş gibi rapor yazan yetkililerle, ruhsat alanı dışına çıkarak ormanlık alanda ağaç kıyımı yapan mermer şirketine göz yuman idareciler de bulunuyor.

VALİLİK SORUŞTURMA İZNİ VERMEDİ

Mahmut Aksu’nun şikayeti üzerine soruşturma başlatan Sütçüler Cumhuriyet Savcılığı, ilçe kaymakamlığından ilgililerin soruşturulması için izin istedi. Ancak ne kaymakamlık ne de Isparta Valiliği görevi kötüye kullandığı öne sürülen kamu görevlilerine yargı yolunu açacak izni vermedi. Bunun üzerine Isparta Valiliği’nin, ilgililerin yargılanmalarına izin vermediği 15 Ağustos 2014 tarihli kararına itiraz eden Mahmut Aksu, Antalya Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdu.

BÖLGE İDARE MAHKEMESİ AKSU’YU HAKLI BULDU
Aksu’nun başvurusunu değerlendiren Antalya Bölge İdare Mahkemesi, bürokratlara isnat edilen suçların hazırlık soruşturması yapılmasını gerektirecek nitelikte olduğuna hükmederek, Aksu’nun itirazını haklı bulurken ilgililer hakkında soruşturma izni verilmesine karar verdi. Yargı yolu açılması istenen kamu görevlileri arasında, Isparta ve Sütçüler ilçesinde görev yapan Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilileri bulunuyor.

‘DÖNÜŞÜ OLMAYAN TAHRİBAT VAR, SORUŞTURMA İZNİ VERİLSİN’

4 Kasım tarihli mahkeme kararında, Karacaören Baraj Gölü ve Yazılıkanyon Tabiat Parkını da içine alan havzanın nesli tükenmekte olan bir çok bitki ve hayvan türünü barındırdığına vurgu yapılarak, alanda açılan mermer ocakları ile özellikle kızıl akbaba ve yaban keçisi başta olmak üzere bir çok hayvanın yaşam alanlarının tahrip edildiği kaydedildi. Yaban keçileri için Antalya sınırlarından gelen ve alanın kuzeyine geçiş ve yaşam alanı sunan bölgenin olumsuz etkilendiğinin de altı çizilen mahkeme kararında, bölgede geriye dönüşü olmayan tahribatlar meydana getirdiği vurgulanarak, “bu konuda kurumları harekete geçirmek gerekli tedbirlerin alınması vecezai müeyyideler uygulanması amacıyla şikayet dilekçesi verilmesine rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığı, duyarsız kalındığı veya geç harekete geçildiği, doğal yaşamın olumsuz etkilendiği, geriye dönüşü olmayan tahribatlar meydana geldiği, isnat edilen suçtan dolayı Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlık soruşturması yapılmasını gerektirecek nitelikte olduğu anlaşıldığından itirazın kabulüne ve ilgililer hakkında soruşturma izni verilmesine” karar verildiği belirtildi.

MAHMUT AKSU: ‘5 YILDIR YETKİLİLERDEN YANIT ALAMIYORUM’
Mahkeme kararının ardından sorularımızı yanıtlayan Mahmut Aksu, bölgedeki doğa katliamlarına karşı hukuk mücadelesini sürdüreceğini belirterek şunları söyledi: “5 yıldır Çandır çevresindeki mermer ocaklarının yarattığı yıkımları anlatmaya çalışıyorum ancak yetkililerden bir yanıt alamıyorum. 280 zeytin ağacı yok edildi, yetkililere başvurdum, bana ‘burada zeytin ağacı yok’ dediler. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkilileri ‘bizim alanımız’ değil diyor, Orman ve Su İşleri Bakanlığı yetkilileri ise buradaki ağaçların varlığını kabul etmiyor. Söğüt Yaylası dediğimiz bölgede 15 kadar mermer ocağı var. Dağ taş zeytin ağacı, ardıç. Kimi ocaklar 40 bin metrekare civarında ruhsat alanı dışına çıkmış, ağaçlara kıymışlar. İlgililer gidip incelemiyor.”

‘DOĞANIN HAKKINI SONUNA KADAR SAVUNACAĞIM’

Bugüne kadar mermer ocaklarıyla ilgili 26 suç duyurusu ve dava açtığını anlatan Aksu, “ben şikayetçiyim, mahkemede beni tanık sıfatına düşürüyorlar. Ancak sonuçta yıllardır uğraştığım konuda Antalya İdare Mahkemesi beni haklı buldu. Şimdi bu konuda bana destek olacak yürekli bir avukat arıyorum. Doğanın hakkını savunmak için sonuna kadar mücadelemi sürdüreceğim” dedi.

‘HER CUMA CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKAN’A MEKTUP YAZIYORUM’
Mermer ocaklarıyla uğraştığı için ölüm tehditleri bile aldığını dile getiren Aksu, “her Cuma günü camiye gitmeden önce Cumhurbaşkanı, Başbakan ve 550 milletvekiline memleketimdeki mermerci katliamının durdurulması için mektup gönderiyorum. Bunu aralıksız her hafta yapıyorum. Burada boğazına kadar pisliğin içine batmış olan kokuşmuşluğa bir son verin çağrısında bulunuyorum. Bir gün mektubuma konuyla ilgili bir ayet de eklemiştim. AKP’li bir milletvekili dönüş yaptı ve bana ‘Önce Arap harflerini doğru kullanmayı öğren’ diye yazdı. Yazdıklarımın şekline takılıyorlar da özünü görmüyorlar. Demek ki yazdıklarımı okuyorlar ama bir tanesi bu konuda bir şey yapmadı. 550 milletvekiline kitap yolladım. Tek bir tanesi bile kargo parasın
ı üstlenmedi, 1530 lira kargo parası ödedim onlara derdimi anlatabimek için. Zehir zıkkım ediyorum bunu onlara” şeklinde konuştu.


Yusuf Yavuz
ulusalkanal.com.tr

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Çevre Haberleri0 Comments

Temiz Çevre Derneği Resim Yarışması Ödül Töreni yapıldı

37 Haziran 2014 ‘ de Konyaaltı Belediyesi Feslikan Salonunda gerçekleşen Temiz Çevre Derneği resim yarışması ödül töreninde kazanan yarışmacılara ödülleri verildi.

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Dernek0 Comments

Sapanca Gölü’nü yosun kapladı

Sapanca Gölü’nde her geçen gün suyun azalması nedeniyle yüzeyi yosun ve su bitkileri ile kaplandı. Su seviyesinde yaklaşık 3 metreyi bulan dikey düşüş nedeniyle gölde yüzmek de tehlikeli hale geldi.

Sakarya ve Kocaeli’ye ortak sınırları bulunan ve her iki ilin de içme suyu havzası olarak yararlandığı,Sapanca Gölü’nde, iki yıldır süren çekilme devam ediyor. Gölü besleyen en önemli kaynak olan Kartepe’ye yeterince kar yağmaması, yağmurların da mevsim normallerinin çok altında olması nedeniyle göl yeterince su tutamadı. Bununla birlikte Sakarya ve Kocaeli’de artan nüfusun ihtiyacını karşılayabilmek amacıyla çekilen su miktarının sürekli artması, göle giden kaynaklar olan derelerin ve kaynak sularının sayıları 30’u bulan su şirketlerine uzun vadeli olarak kiralanması sonucu Sapanca Gölü’nde su seviyesi bu yıl ilk kez geçtiğimiz ay en az 29.90 olması gereken işletme kodunun altına düştü. Şu anda 29.00’lara inen su kodundaki düşüş sürüyor. Yine geçen ay dikey düşüşün normalin 2 metre 54 santim altında olduğu tesbit edilen gölde, bu dikey düşüş 3 metreye kadar yaklaştı.

ZEMİN BATAK VE YOSUNLA KAPLI

Sapanca Gölü kenarında çay bahçesi bulunan ve göl suyunun sahilden her gün biraz daha uzaklaştığını söyleyen Nihat Alemdar, “Sular çekilince su yüzeyi sürekli yosun ve bitkilerle kaplanıyor. Daha önceden böyle bitkiler çıkmazdı. Sahilden yaklaşık 100 metre su çekildi. Suya girdiğinizde de ayağınızın batak bir zemine bastığını hissediyorsunuz. 15 gün önce Eskişehir’den Devlet Su İşleri’nden bir ekip buraya inceleme yapmaya geldi. Derelere ve buralara bakıp gittiler. Göle boşalan dereler kurudu. Buradaki Kurtköy Deresi’yle de dağdan göle çok miktarda su gelirdi. Derelerin geldiği yer su fabrikalarının bulunduğu bölge. Simdi seviyesi çok düştü çok az su geliyor” diye konuştu:

YÜZMEK TEHLİKELİ HALE GELDİ

Yine göl kenarından tesisi bulunan Serdal Kabasakal da durumun endişe verici olduğunu söyledi. Kabasakal, “Çocukluğumuzdan beri Sapanca gölü çevresindeyiz. Daha önceden iskeleden yüzmek için atlardık. Su şimdi iskelenin ayaklarından en az 25-30 metre ilerde ve yosunla kaplı. Suların çekilmesi nedeniyle göle girişler de yasaklandı. Çünkü şimdi suya girmek daha tehlikeli. Su uçuruma kadar dayandı. Birden derinleşiyor. Çok fazla çekilme oldu” dedi.

Kabasakal şöyle devam etti:
“Kuraklık önümüzdeki yıl da devam ederse önemli derecede sıkıntı olacaktır. İçme suyu kalitesi değişecektir. Dağdan gelen kaynaklar da su fabrikaları nedeniyle eskisi gibi akar durumda değil. Derelerden göle su gelmiyor. Gölün kendi kaynakları yeraltı kaynakları da kurumuş durumda. Üzerinde yürüdüğümüz yerlerde eskiden yüzerdik. Geçen yıl bulunduğumuz nokta yaklaşık 3 metre derinlikteydi. Su çekildiği için uçuruma kadar dayandı. Bir iki metre sonra su insanların boyunu geçiyor. Çocukları suya sokmamaya çalışıyoruz. Bu yıl iki kişi boğuldu.”

kaynak:hursapancariyet.com.tr

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Çevre Haberleri0 Comments

Derneğimize ziyaret

KAPAKKonyaaltı Koleji Özel Müzeyyen Çelebioğlu İlkokulu 4-A sınıf öğrencileri sınıf öğretmenleri Sevgün Şahin ile birlikte Temiz Çevre Derneği Antalya Şubesi’ne ünite gezisi yaptılar.

       Öğrenciler Sosyal Bilgiler “Hep Birlikte” ünitesi “Yakın çevresindeki sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerinin farkında olur” kazanımı kapsamında gerçekleştirdikleri ders etkinliğinde derneğin kurucusu Avukat Remziye Kartal tarafından karşılandılar.  Derneğin kuruluş amacı ve yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi aldılar.

       Ayrıca dernek tarafından “ 5 Haziran Dünya Çevre Günü “ etkinlikleri kapsamında düzenlenen şiir yarışması için yazdıkları şiirleri de okuyarak, derneğin kurucusuna teslim ettiler. 

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Dernek0 Comments

Ormanlık alanlarla ilgili yeni yönetmelik yayınlandı

1219 Ormanlık alanları petrol boru hatları, enerji santralları, petrol ve doğalgaz aramaları gibi işletmelere açan yönetmelik Resmi Gazete yayımlandı.

Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan Orman Kanunu’nun 16, 17 ve 18. maddelerinin uygulanmasına ilişkin yönetmelikler ile,ormanlık alanlarda enerji üretim santralleri, petrol ve doğalgaz boru hattı, petrol ve doğalgaz arama tesislerinin kurulmasına izin verilmesinin önü açıldı.

Yönetmelik hükümlerine göre ormanlık alanlarda ayrıca, haberleşme tesisleri, işletilme ve yeraltı doğalgaz depolanmasına ilişkin tesisler ile eğitim ve spor tesislerine, yol, liman geri hizmet alanı, havaalanı, demiryolu, teleferik hattı, tünel gibi ulaşım tesislerine izin verilebilecek.

Ayrıca, özel yükseköğretim kurumları dışında, yükseköğretim kurumlarının eğitim ve araştırma amaçlı tesislerine ve izin verilen bu alan içinde izin sahibi yükseköğretim kurumuna veya Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğüne yurt yapılması için izin verilebilecek.

Bunların yanında, ormanlık alanlar içinde, balık üretim tesislerine, odun kömürü gibi işletilmesinde ağaç kullanılan ocaklara, define aramasına, arkeolojik kazı ve restorasyon yapılmasına da izin verilebilecek. Buna karşılık, arkeolojik kazı ve restorasyon yapılması için yalnızca Kültür ve Turizm Bakanlığı izin verebilecek.

Ormanlık alanlarda kurulmasına izin verilen tesislerin kontrol ve denetimleri de “serbest yeminli ormancılık büroları”na yaptırılacağı hüküm altına alınan yönetmelikte şöyle deniliyor:

“Ancak su isale hattı, baraj, gölet, doğalgaz boru hattı, petrol boru hattı, elektronik haberleşme sistemlerine ait baz istasyonu, enerji nakil hattı, yol, telefon iletim hattı izinlerinde saha kontrolleri yatırım tamamlanıncaya kadar her yıl, yatırımın tamamlanmasını takiben sonu sıfır ve beş ile biten yıllarda yapılır.”

Ormanlık alanlarda kurulmasına izin verilen tesislerde patlayıcı madde depolanması halinde çevre güvenlik alanları için yer üstünde de emniyet sahasına izin verilebileceği de belirtilen yönetmelikte, “Ormanlık alanda olmayan yer üstündeki patlayıcı madde depolarına çevre güvenlik alanı için izin verilebilir. Ormanlık alanda yer üstünde patlayıcı madde deposuna izin verilmez” deniliyor.

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Çevre Haberleri0 Comments

Durdurulan HES’in dinamitlerini meraya gömdüler!

dinamitMunzur Dağı eteklerindeki Deliçay’da yapımı planlanan HES durdurulunca, inşaatı yürüten şirket elindeki dinamitleri meraya gömüp gitti! Köylüler merada önce 12 ton daha sonra 1300 kilo dinamit bulup ilgililere teslim etti. Dinamitlerin gömüldüğü bölgenin 100 metre aşağısı piknik alanı. Bölgeden insanlar geçiyor, hayvanlar otluyor.

Erzincan’ın Kemah ilçesindeki Deliçay Nehri üzerinde yapımı durdurulan HES inşaatının yetkilileri, mahkeme kararının ardından ellerindeki 1300 kilogram dinamit lokumu ve fünyeyi köylünün maresına gömerek bölgeyi terk etti. Bölge sakinlerinden bir şirket çalışanının ihbarı ile ortaya çıkan olaya jandarma el koydu. Kutulardaki dinamitler tek tek gömüldüğü yerden çıkarıldı. Köylülerin anlatımına göre, daha önce de şirketin dinamitleri gömdüğü yere suçüstü yapılmış, 12 ton dinamit köylülerce çıkarılarak jandarmaya teslim edilmişti.
Munzur Dağı eteklerindeki Gaban Vadisi’nde yer alan Deliçay üzerine HES yapımı için As Enerji Üretim şirketi 2009’da lisans aldı. İlk lisans 20 megavatın altında olduğu için Erzincan Valiliği’nden ‘ÇED gerekli değildir’ kararı alındı. Şirket ruhsatını alarak çalışmaya başladı. Ancak şirket daha sonra HES kapasitesini arttırarak, yeni bir santral, kırma eleme tesisi ve beton santrali kurmak için yeniden başvuruda bulundu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan da ‘ÇED Olumlu kararı’ alındı. Bu karara karşı dava açan köylüler davayı kazandı. HES faaliyetleri durdu.
Oğlukpınar Köyü Muhtarı Cemal Gölçek, Sarıyazı Köyü Derneği’nden Hasan Algül ve Yağca Köyü Muhtarı Ali Bayazıt ile İncedere Köyü Muhtarı Edern Duman’ın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aleyhine açtığı ‘ÇED olumlu kararı’ iptali davasında, Sivas İdare Mahkemesi, telafisi güç zararlar olmamasına adına keşif ve bilirkişi incelemesi yapılana kadar projenin yürütmesini 13 Eylül 2013’te oy birliği ile durdurdu.
İnşaat durduktan sonra firma ellerindeki patlayıcı malzemeleri gömmeye başladı. İlk olay mahkeme kararının hemen sonrasında 2013 Ekim’de yaşandı.

Tutanakla teslim edildi 
Sarıyazı Köyü Muhtarı Binali Araz’ın anlattıklarına göre, köyle santral karşı karşıya. Firma çalışanlarının dinamitleri gömdüklerini köylüler gördü. Araz, olayın devamını şöyle özetledi: “Gömdükleri yeri gidip kazdık. Jandarmaya tutanakla teslim ettik. Tam 12 ton dinamit vardı. Alay komutanı firma çalışanlarına çok kızdı. “Bu birilerinin eline geçse ne olur?” demişti. Geçenlerde Erzincan’da bu olayı konuşurken bir çalışan ‘ikinci bir yerde daha dinamit gömüldüğünü’ söyledi. Hemen jandarmaya bildirdik. Yer tespiti yapıldı. Geçen hafta jandarma geldi. 1300 kilogramdan fazla dinamit çıkarıldı.”
Dinamitlerin köyün mera alanına gömüldüğünü belirten Araz, “Orası günlük hayvanların bulunduğu yer. İnsanlar da gelip geçiyor. 100 metre aşağıda piknik alanı var. Ayrıca ziyaret edilen kutsal mekanlarımıza da çok yakın. Mera alanını işgal etmişler” dedi. Patlatma yapıldığı dönemlerde evlerinin camlarının kırıldığını anlatan muhtar Araz ayrıca HES’le ilgili de şunları söyledi: “Nehrin suyu köylüye, tarıma zaten yetmiyor. 65 yaşındayım. Bu yaşıma kadar nehrin suyunun kuruduğunu görmedim. Bu yıl 1. ve 2. aylarda alabalıklar kumun üzerinde kalmıştı. Derede tek damla suyoktu. Bir de buraya HES yapıyorlar. Amaçları köylüyü mağdur etmek.

Maaşı ödenmedi, o da ihbar etti 
Deliçay Platformu’ndan avukat Ümit Altaş, canlı yaşamının nasıl hiçe sayıldığının en iyi örneklerinden bir olduğunu söylediği olayla ilgili şunları anlattı:
“Daha önce de dinamitle ilgili patlatma ve saklama ile ilgili ÇED’de belirtilen hususlara uymuyordu firma. 8 kez haklarında tutanak tutuldu. Ancak bugüne kadar hiç bir ceza kesilmedi. Jandarmanın tuttuğu tutanaklar halen davaya dönüşmedi. Keyfiyet söz konusu. ÇED gerekli değildir kararı ile inşaata başladılar. Kapasite arttırımı talep edip ÇED için başvurdular. Ancak ÇED olumlu kararı çıkana kadar önceki izinleri ile birlikte inşaata devam ettiler. ÇED olumlu kararı çıkınca dava açtık, HES durduruldu. Yer tespiti konusunda inceleme yapıldı. Ruhsatlı alanlarının dışına çıkıp köyün merasına şantiye kurmuşlar. Ve bu mera alanına da gitmeden dinamitleri gömmüşler. Muhtemelen ‘nasılsa yine geleceğiz’ diye düşündüler. O dinamitler bulunmasa ve proje esastan iptal edilseydi ne olacaktı? HES inşaatı durduktan sonra inşaattaki görevlilere maaşlar da ödenmiyor. Bir işçi dayanamayıp dinamitlerin gömüldüğü 2. yeri köylülere söylüyor. Köylülerin haber verdiği jandarma 25 Mart 2014’te bölgeye gelerek diğer dinamitleri de çıkardı. Yaklaşık 1300 kg dinamit lokumu ve fitil bulundu.”
Avukat Altaş, bölgenin aynı zamanda kutsal bir mekan olduğunu, eski bir Ermeni yerleşimi olan bölgede ‘Hasan dede ve ‘şehitlik’ diye iki ayrı ziyaret yeri olduğunu söyledi. Meraya gömülen dinamitlerin hem bu kutsal yerleri hem de köydeki insanları ve doğadaki canlıları tephit ettiğinin altını çizdi.
Meyvanlı – Sarıyazı Köyü Derneği’nden Hüseyin Anik de, firmanın istimlaklar yapılmadan, mera alanlarını orman olarak göstererek kaçak çalıştığını, ancak mücadele ederek santralı durdurmayı başardıklarını anlattı. Santral durdurulduğunda köyde davullu zurnalı şenlik yaptığını belirten Anik, tam da o kutlamalar sırasında firmanını dinamitleri gömdüğünü söyledi.

Şirket: Sorumlusu taşeron şirket 
Şirket yetkilileri ise söz konusu olayla ilgili inşaatı bir taşeron firmaya verdiklerini, proje sahibinin kendileri olduğunu ancak sahada tüm yapılan işlemlerden taşeronun sorumlu olduğunu, kendilerinin bunlardan haberdar olmadığını söyledi. Yetkililer, 25 Mart’ta jandarmanın yaptığı arama sonucu gümülü olarak bulunan dinamitlerle ilgili henüz taşeron firmadan detaylı bilgi almadıklarını da anlattı.

kaynak: radikal.com.tr

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Çevre Haberleri0 Comments

Mahkemeden Alakır’a bahar müjdesi

alakirAntalya’nın Kumluca ilçesinde bulunan Alakır Vadisi’nde yapımı planlanan Dereköy Regülatörü ve HES Projesi için Antalya Valiliği’nce verilen ÇED Olumlu Kararı’na mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı çıktı.

Yusuf Yavuz

Geçtiğimiz Kasım ayında 18 yurttaşın açtığı davaya bakan Antalya İdare Mahkemesi, duruşmadan önce ara karar alarak, konuyla ilgili bilirkişi incelemesi yapılıncaya kadar projeye verilen ÇED Olumlu Kararı’nın yürütmesini durdurdu.

18 yurttaş yargıya taşımıştı
İki ayrı HES projesinin ortasında yapılmak istenen Dereköy HES’e 2010 yılında Antalya Valiliği’nce verilen ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararına da dava açılmış, 2011 yılında kararın yürütmesi mahkemece durdurulmuştu. Dördü tamamlanmış toplam sekiz HES projesinin bulunduğu Alakır Vadisi’nde, yöre köylüleri ve yaşam savunucuları ile şirketler ve kamu kurumları arasında su için verilen hukuk mücadelesi yıllardır sürüyor. Son olarak Dereköy HES için Antalya Valiliği’nin verdiği ÇED Olumlu kararına 18 yurttaş geçtiğimiz Kasım 2013’de Antalya İdare Mahkemesi’nde dava açmıştı.

Mahkeme bilirkişi incelemesine kadar yürütmeyi durdurdu
Mahkeme, ÇED olumlu kararıyla birlikte inşasına başlamak için önünde bir engel kalmayan Dereköy HES’le ilgili dava için alanda yapılacak bilirkişi incelemesinin ardından hazırlanacak rapor sonuçlanıncaya kadar yürütmeyi durdurma kararı verdi.

‘Su, havzada yaşayanlarındır, kimseye peşkeş çekilemez!’
Dereköy HES Projesi’nin ‘Nihai ÇED Raporu’nu inceleyen İstanbul Üniversitesi Orman Fak. Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğan Kantarcı, rapordaki pek çok eksiklik ve yanlışıkların bulunduğunu belirterek, “Alakır Havzası yaptığı üretim ile insanlarının ve diğer canlılarının yaşama hakkının olduğu bir yerdir. Bu havzadaki tarımsal üretim ve doğal ekosistemlerin varlığı ‘üstün kamu yararı’ kavramının tam olarak karşılığıdır. Su, ‘üstün kamu yararının’ devamlılığı için çok önemlidir. Havza’da yaşayanlardan başka kimseye peşkeş çekilemez” görüşünü savunmuştu.

kaynak: haber.sol.org.tr

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Çevre Haberleri0 Comments

Eylül 2021
P S Ç P C C P
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  

Döviz Kurları

Hava Durumu

Hava, 29 Mayıs
Antalya’deki Hava Durumu
+18

Yük.: +26° Düş.: +16°

Nem: 72%

Rüzgar: ESE - 11 KPH

İstanbul’deki Hava Durumu
+17

Yük.: +21° Düş.: +16°

Nem: 87%

Rüzgar: SW - 10 KPH

İzmir’deki Hava Durumu
+14

Yük.: +27° Düş.: +17°

Nem: 93%

Rüzgar: SSW - 6 KPH

Ankara’deki Hava Durumu
+13

Yük.: +22° Düş.: +8°

Nem: 81%

Rüzgar: WNW - 14 KPH

Vizyon