Bağımsız doğa için bağımsız film festivali!

if-bagimsiz-filmler-festivali-afis-mklSon 2 yıldır olduğu gibi bu sene de IF2 Bağımsız Film Festivali, Alakır Nehri Kardeşliği’nin evsahipliğinde Antalya’da.

 Elde edilecek gelirin, Alakır Vadisi’nin doğasının korunması mücadelesi için kullanılacak olan festival, 21 Şubat Cuma günü saat 19:00’da ki “Bal” filmi ile Kaleiçi Yenikapı girişindeki “N’sin Cafe”de başlayacak.
Tüm doğa ve sanatsever dostları bekleriz.
Festival Programı;
21 Şubat 2014 Cuma
19:00; ‘Bal’
22 Şubat 2014 Cumartesi
13:00; ‘Tek Başına Dans’
15:30; ‘Her Gün İsyan’
23 Şubat 2014 Pazar
13:00; ‘Kıvırcık Saç’
15:30; ‘Gabrielle’
Bilet fiyatı gösterim başına 10 TL olup öğrenciler için 5 TL dir.
Ayrıntılar için;
IF2 Bağımsız Film Festivali/Antalya;
Etkinlik sayfası;
Alakır Nehri Kardeşliği

 

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Aktivite Duyuruları0 Comments

Fukuşima’da durum çok ciddi

Japonya’da, 2011’deki deprem ve tsunami felaketi sonrası Fukuşima nükleer santralı reaktörlerinde baş gösteren radyoaktif tehlike, gün geçtikçe artıyor.

Nükleer santralı işleten Tokyo Elektrik Enerji Şirketi (TEPCO), hasarlı reaktörler ve kullanılmış yakıt çubuklarını soğutmak için kullanılan suyun depolandığı havuzlardan yaklaşık 300 bin litre radyoaktif suyun sızdığını bildirdi. TEPCO’ya göre, bu suyun bir kısmı yağmur oluklarından denize dökülmüş olabilir. Fukişima’dan 19 Ağustos’tan beri su sızıntısı artarak devam ediyor. Radyoaktif tonlarca suyun sızmasının sürmesi üzerine, alarm seviyesi Uluslararası Nükleer ve Radyolojik Olay Ölçeği’ne (INES) göre 1’den 3’e, yani ‘anomali’den ‘ciddi olay’ seviyesine yükseltildi.

‘SON’A 4 KALDI

Böylece Fukişima’nın ciddi önlemler alınması gereken bir ‘nükleer kaza’ olarak kabul edilmesine bir basamak kaldı. INES skalasında, 4 ‘Yerel Sonuçları Olan Kaza’, 5 ‘Geniş Sonuçları Olan Kaza’, 6 ‘Ciddi Kaza’ ve 7 ‘Büyük Kaza’ olarak ölçeklendiriliyor.

kaynak: hurriyet.com.tr

 

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Çevre Haberleri0 Comments

Finike Cumhuriyet Savcılığından Orman Katliamına Soruşturma

Antalya’nın Finike İlçesi’ne bağlı Alacadağ Köyü sınırlarındaki Kızılcık Yaylası’nda sedir ağaçlarından oluşan ormanlık alandaki taş ocaklarının ortaya koyduğu çevre katliamına karşın Finike Cumhuriyet Savcılığınca soruşturma başlatıldı.

 Kızılcık Yaylasındaki asırlık çam ve sedir ağaçlarının, 12 taş ocağının faaliyetleri nedeniyle kesilmesi olayı sonrası ortaya çıkan katliamın görüntüleri üzerine Finike Cumhuriyet Savcılığı harekete geçti. Dünya mirası olarak kabul edilen ve koruma altında olduğu için bir tek dalını kırana dahi hapis cezası verilen sedir ağaçları taş ocakları tarafından kökünden kesilen ağaçlar ve bölgede yaşanan olaylara ilişkin haberler ve açıklamaları ihbar kabul eden Finike Cumhuriyet Savcılığı, mermer ve taş ocağı firmaları hakkında çevreye zarar verdikleri gerekçesiyle soruşturma başlattı.

Sedir ve çam ağaçlarından oluşan ormanlık alanda yaşananları “dağ kanunu uygulanıyor” diye eleştiren ve gündeme getiren Antalya Kent Konseyi Tüketici Hakları Çalışma Grubu Başkanı Ali Ulvi Büyüknohutçu, savcılık tarafından bugün Finike Adliyesi’nde ifadeye çağrıldı.

Savcılığın haberleri ihbar kabul ederek başlattığı soruşturmanın taş ocaklarının çevre suçu işlediği iddiaları üzerine olduğunu dile getiren Büyüknohutçu, savcılığın başlattığı dava çerçevesinde şahıs olarak da firmalardan şikayetçi olduğunu açıkladı.

Büyüknohutçu, bölgede yaşanan çevre katliamına karşın savcılığın başlattığı soruşturma ve açılan davanın umut verici olduğunu belirtti.

Büyüknohutçu, “Çevrenin kurtarılması, katliamın durdurulması için önemli bir adım. Burada yaşanan katliamın, verilen mücadelenin doğru olduğunu gösteriyor. Sayın Bakan Veysel Eroğlu her ne kadar ’o bölgeyi biliyorum’ dese de bildiğini sanmıyorum. Eğer gerçekten bilse, görse “orada ağaç kesilmiyor” demezdi. Birileri yanlış yönlendiriyor. Sayın bakana önerimiz, gelsin kesilmiş ağaçların köklerini gösterelim. Fotoğraflarda da oldukça açık katliamın boyutu” diye konuştu.

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Çevre Haberleri0 Comments

Bu çığlığı duyan olmadı

ANTALYA’nın Finike İlçesi’ne bağlı Alacadağ Köyü sınırlarındaki Kızılcık Yaylası’nda sedir ağaçlarından oluşan ormanlık alandaki taş ocaklarının ortaya çıkardığı görüntü hem bölge halkı hem de doğaseverlerin tepkisine yol açtı.

Kızılcık Yaylası’ndaki asırlık çam ve sedir ağaçları, 12 taş ocağının faaliyetleri nedeniyle kesiliyor. Dünya mirası olarak kabul edilen ve koruma altında olduğu için, bir tek dalını kırana dahi hapis cezası verilen sedir ağaçları taş ocakları tarafından kökünden kesilerek yok ediliyor. Bölgede yaşanan ağaç katliamına karşı köylüler ve çevreciler, taş ocaklarını işleten firmaların faaliyetleri sırasında, yükümlülüklerini yerine getirmedikleri ve kanunsuz uygulamalarda bulundukları gerekçesiyle Finike Kaymakamlığı başta olmak üzere birçok makama yaptıkları başvuruların sonuçsuz kalması üzerine hukuki mücadele ve eylemler başlatılması kararı aldı.

Bölgedeki doğa katliamına karşı mücadele veren Antalya Kent Konseyi Tüketici Hakları Çalışma Grubu Başkanı Ali Ulvi Büyüknohutçu, kanunsuzluk ve hukuksuzluğu sürdüren taş ocaklarının özel mülkiyetleri de pervasızca ihlal etmeye başladıklarını savundu. Finike Kızılcık Yaylası’nda, ocak açma işlemleri başlatan Bartu Mermer İşletmesi’nin taş ocağına ulaşmak için Ali Çağrı’ya ait arazinin ortasından, izin almaksızın yol açtığını öne süren Ali Ulvi Büyüknohutçu, şöyle konuştu: “Adeta dağ kanunu uygulayan bu işletmeler konusunda bölge sakinlerinin ilgili makamlara yaptığı başvurular bugüne kadar sonuçsuz kaldı. Madencilik Yasası’na göre sadece fundalık ve makilik bölgelerde kesim yapılarak maden ocağı veya taş ocağı açılabileceği hükme bağlanmışken, bölgede taş ocağı açmak için önce orman yok edilerek makilik alan yaratılıyor, sonra bu alana taş ocağı izni veriliyor. Alelacele kesilen çam ve sedir ağaçları, üstü brandayla sıkıca kapatılmış tırlarla, gözlerden kaçırılarak, bölge açık ve ormansız bir alan haline getiriliyor.”

FİNİKE PORTAKALI DA TEHLİKEDE

Kızılcık ve Adala Yaylası ile Kızılcık Köyü’nden oluşan bölgenin nar ve ünlü Finike portakalının yetiştirildiği tarım alanı olduğunu dile getiren Büyüknohutçu, “Ünlü Finike portakalı, narı ve sedir ağaçları taş ocaklarına kurban ediliyor. Taş ocağından yayılan tozlardan ormanlık alandaki tüm bitki örtüsü etkilenmekte ve zaman içerisinde ağaçlar kurumaktadır. Bölgede faaliyetlerine devam eden taş ocaklarının etrafındaki ormanlık alanların kuruyarak yok olması bunun en büyük kanıtıdır” dedi.

YENİ OCAK AÇILACAK

Şu anda bölgede 12 taş ocağı bulunduğunu, bir taş ocağının daha açılmaya başlandığını anlatan Büyüknohutçu, taş ocaklarının çoğunun belgelerinin eksik ya da kazı yapılan alana ait olmadığını iddia etti. Çalışan taş ocaklarının izin aldıkları bölge dışına taştığına dikkati çeken Büyüknohutçu, denetimsizlikten dolayı taş ocağı işletmelerinin nereyi kazacaklarına ve ne kadar alanda kazı yapacaklarına kendilerinin karar verdiğinden yakındı.

DİNAMİT YASAĞINA UYULMUYOR

Büyüknohutçu, ocak çalışması sırasında dinamit kullanmanın yasak olmasına rağmen özelliklegeceleri kullanılan dinamitlerden dolayı hem yaban hayatının yok olduğunu hem de bölgedeki evlerin temelleri ve duvarlarının çatladığını, bu durumun hayati tehlike yarattığını söyledi.

BAŞVURULAR SONUÇSUZ KALDI

Bölge halkının bu gerekçe ve taleplerle imza toplayarak, Finike Kaymakamlığı, Antalya İl Özel İdaresi, Çevre ve Orman Bakanlığı ile diğer makamlara yaptığı başvuruların sonuçsuz kaldığını anlatan Büyüknohutçu, şöyle devam etti: “Bu noktadan sonra yapılacak tek bir şey kalmıştır. O da evrensel insan hakları doğrultusunda bölge halkının tek yürek olarak ocaklara karşı yasal sınırlar içerisinde etkinlikler başlatmasıdır. Önümüzdeki hafta Finike’de sivil toplum örgütleri ve yerel kanaat önderleriyle bir araya gelerek etkinliklerin biçimi ve zamanlaması konusunda toplantı yapılacak. Umuyoruz ki, ilgilileri ve yetkililer, bu eylemlere gerek kalmadan taş ocakları konusunda halkın beklentilerini yerine getirerek, Kızılcık Yaylası’nda açılmak üzere olan taş ocağını durdurur ve hali hazır çalışmakta olanların denetimlerini yaparak yasalara uymayanlar konusunda gereğini yapar.”

kaynak: milliyet.com.tr

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Çevre Haberleri0 Comments

Barut’tan kirlilik uyarısı

Kirli hava soluyacağız

Makine Mühendisleri Odası Başkanı Hüseyin Barut, Antalyalı’nın bu kış ayların da kirli hava soluyacağını söyledi. Barut, “Antalyalı şimdiden hazırlıklı olsun, bu yıl da havamız kirli olacak” dedi.

Kalitesiz kömür

Makine Mühendisleri Odası Başkanı Hüseyin Barut, havaların soğumasıyla birlikte kış aylarında Antalya’nın en büyük derdi olan hava kirliği hakkında uyarılarda bulundu. Barut, kış aylarının kendisini iyice göstermesiyle birlikte önümüzdeki günlerde kentte ciddi şekilde hava kirliliği olacağını söyledi.

Antalya’daki hava kirliliğine, kalitesiz kömür kullanımının yanı sıra bilinçsiz soba kullanımının, lastik ve diğer yanıcı maddelerin kullanılmasının, TSE standartlarında sobanın kullanılmamasından ve egzoz gazlarının yol açtığını ifade etti.

Kurulu eleştirdi

Antalya’nın kış aylarında değerlerine bakıldığında havada ki partikül miktarının standart olan 50 mikrogram/metreküpü kat kat geçtiğini belirterek, “Artık Antalya’daki hava kirliliğinin önüne bir an önce geçilmesi gerekiyor. Bu konuda yetkililere büyük bir görev düşüyor. Ancak Antalya ve ilçelerinde kış aylarında kente girebilecek, satılabilecek ve kullanılabilecek sıvı ve katı yakıt kararını veren Mahalli Çevre Kurulu, ne yazık ki bu yıl da ısı değeri olan 5 bin 500 kcal/h’lik kömürün kente giriş yapmasına oy çokluğu ile karar verdi. Bana göre bu çok düşük bir oran ve bunu önümüzdeki günlerde Antalyalı yaşayarak görecek” dedi.

Hazırlıklı olun

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Avrupa Birliği (AB) kriterlerine uyum için yayınladığı yönetmelikte 2009 yılında başlamak üzere 2014 yılına kadar partikül oranının kademeli olarak düşürülmesinin belirtildiğini hatırlatan Barut, “Antalya’da şuan hava kirliğini oranı 350-400 mikrogr/metreküp, Avrupa’da ise 50 mikrogr/metreküp.

2019 yılına kadar bu oranın 50 mikrogr/metreküpe düşürülmesi hedefleniyordu. Ancak yayınladıkları yönetmeliğe uygun bir şekilde Antalya’da da iyileştirme yapılması gerekirken, maalesef yine 2 yıldır verilen kararların yaklaşık aynısı verildi. Umuyorum bu karar bir şekilde tekrar gözden geçirilir. Aksi takdirde Antalyalı şimdiden hazırlıklı olsun, bu yıl da havamız kirli olacak” diye konuştu.

Neler yapılmalı?

Hava kirliğinin önüne geçilebilmesi için Antalya’da mutlaka ısı değeri yüksek, kükürt oranı ve partikül oranı düşük kömür kullanılması gerektiğini vurgulayan Barut, şöyle konuştu: “Yoğun trafik akışı ve buna bağlı olarak egzoz gazları fazlasıyla havamız kirletiyor. Bunun yanında yine otobüslerin yakıt tasarrufu nedeniyle 10 numaralı yağ kullanımı da hava kirliliğine etkileyen en önemli faktör. Bunun önüne nasıl geçebiliriz? Öncelikle ısı değeri yüksek, kükürt oranı ve partikül oranı düşük kömür kullanmalıyız. İnsanları toplu taşımaya yönlendirmeliyiz. Evimizde kömür ile ısınıyorsak, mutlaka kömür sobası almalıyız ve kentte doğal gaz kullanımını yaygınlaştırmalıyız.”

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Çevre Haberleri0 Comments

Plastik Poşet Yerine Bez Torba Kullanalım!

Akdeniz Üniversitesi Manavgat Meslek Yüksek Okulu Müdürü Biyolog Doç. Dr. Hacer Bakır Sert, yurt dışında bir çok ülkede yasak olmasına rağmen ülkemizde her alanda kullanılan Plastik poşetlerin çevreye verdiği zararlara dikkat çekerek halkın plastik poşet yerine bez torba kullanımına yönelik çalışma içerisinde olduklarını kaydetti.

Akdeniz Üniversitesi Manavgat Meslek Yüksek Okulu Müdürü Biyolog Doç. Dr. Hacer Bakır Sert yaptığı açıklamada alışverişlerde kullanılan plastik poşetlerin yerine bez torba kullanılması gerektiğini söyledi. Doç. Dr. Sert açıklamasında plastik poşetlerin doğada yok olma süresinin yaklaşık 1000 yıl olduğunu belirterek plastik poşet yerine bez torba kullanılmasının gelecek nesiller adına alınacak en büyük tedbirlerin başında geldiğine dikkat çekti.

Dakikada 1 Milyon Plastik Poşet Çöpe Gidiyor

Bilyolog Doç. Dr. Sert şunları kaydetti:” Polietilen demlen petrol türevinden ve atık plastik malzemelerin ikincil kullanımından elde edilen plastik poşetler maalesef günlük hayatımız içerisinde önemli bir yer tutuyor. Dünyada her yıl 4-5 trilyon plastik poşet üretilirken, ortalama olarak dakikada bir milyon plastik poşet çöpe atılıyor. Alışveriş dönüşü 10-15 dakikalık bir süre için taşıma amaçlı kullandığımız ve daha soma çöplerimizle birlikte attığımız plastik poşetlerin doğada yok olma süresi yaklaşık 1000 yıl!
Plastik poşetler doğada bozunmaya başladığında, çevreye zararlı kimyasallar yayılıyor ve besin zincirini yavaş yavaş kirletiyor. Bunun yanı sıra, naylon poşet üretimi petrol ve doğal gaz gibi yenilenemeyen enerji türlerinin de giderek azalmasına yol açıyor” dedi.

Geleceğimiz Düşünüyorsak Bez Torba Kullanalım

Düşünmeden kullanıp attığımız plastik poşetler ile hayvanların yaşamına da korkunç zararlar vermiş oluyoruz diyerek sözlerine devam eden Doç. Dr. Sert:” Dünya Doğa Koruma Vakfı verilerine göre naylon poşetlerden ötürü her yıl 100.000′ in üzerinde balina, fok, su kaplumbağası ve kuş ölüyor. Karada ise inekler, keçiler ve diğer hayvanlar yem ararken genellikle plastik parçalar yiyorlar. Bu nedenle hastalanabiliyor ve hatta ölüyorlar. Eğer çocuklarımızı, gelecek nesilleri biraz olsun düşünüyorsak çevre koruma konusunda daha hassas ve bilinçli davranmalıyız. Buna, her gün kullandığımız plastik poşetleri artık kullanmayarak ya da aynı poşeti tekrar tekrar kullanarak başlayabiliriz. Fakat en doğrusu eskiden olduğu gibi file ya da bez torba kullanımı. Akdeniz Üniversitesi Manavgat Meslek Yüksek Okulu bünyesinde bu konuda bir çalışma yapmayı planlıyoruz.

Plastik Poşet Kullanımı Bir Çok Ülkede Yasak

Son yıllarda doğayı daha az kirleten ve doğada kolay çözülen plastik torba üretimi & kullanımı söz konusu. Fakat bu poşetler de diğerleri kadar olmasa da çevre için zararlı. Birçok ülkede alışveriş merkezlerinde plastik torba yerine kâğıt torba kullanılmaya başlandı. İsteyene ufak bir ücret karşılığı bez torba satılıyor. Bazı ülkelerde ise plastik torba kullanımını azaltmak amacıyla poşetlere yüksek vergi uygulanıyor. Bu durumda işyerleri poşetler için para talep ediyor. Tabii ki tekrar tekrar kullanılabilirliğinin fazla olması açısından da vatandaşlarca bez torba tercih ediliyor. Paris’te naylon torba kullanımı 2009 yılında yasaklandı. Aynı yasak 2011 yılı itibarı ile İtalya’da geçerli oldu. New York kentinde geri dönüşümü olmayan plastik poşet kullanımını yasakladı. Poşetlerin yanma, ‘Geri dönüşüm sistemine katılmak için bu torbayı geri getirin’ yazmak zorunlu kılındı. Plastik poşetler San Fransisco ve California’da alış veriş merkezlerinde ve eczanelerde kullanılmıyor. Bizde bu bilinci halkımızda oluşturmak için böyle bir çalışma yapmayı hedefliyoruz. Bu konuda başta Manavgat Belediyesi olmak üzere Sivil Toplum Teşkilatları ile de fikir alışverişinde bulunacağız” dedi.

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Haberler ve Yazılar0 Comments

Antalya Kent Konseyi hava kirliliği raporunu açıkladı

Antalya’da hava kirliliğinin önlenmesi için vatandaşın bilgilendirilmesi ve kalitesiz yakıt kullanılmasının önüne geçilmesi gerektiği bildirildi.

Antalya Kent Konseyi, yaklaşan kış mevsimi öncesi hava kirliliğini önlemek için rapor hazırladı. Çevre ve Orman Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, İl Mahalli Çevre Kurulu (MÇK), İl Hıfzıssıhha Enstitüsü Müdürlüğü ile İl Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na gönderilen rapor, hava kirliliğinin azaltılmasına yönelik alınması gereken tedbirleri içeriyor.

Konuyla ilgili Antalya Kent Konseyinden yapılan açıklamaya göre, ilgili raporda, her kış mevsiminde ilde önemli bir çevre sorunu olmaya devam eden hava kirliliğinin önlenmesine yönelik görüş ve öneriler yer alıyor. Söz konusu raporda öncelikle, üyelerinin çoğu bürokratlardan oluşan Mahalli Çevre Kurulu’nun yapısına dikkat çekilerek, bu kurulda teknik ağırlıklı bir temsilin ön plana çıkarılması gerektiği vurgulandı. Büyükşehir Belediyesi’ne de gönderilen raporda, görüş ve öneriler şöyle sıralandı:

“İmar, ulaşım ve peyzaj düzenlemelerinde hava kirliliği önlemlerinin esas alınması, Mahalli Çevre Kurulu oluşumunda bürokratik değil, teknik ağırlıklı temsilin ön plana çıkarılması, hava kirliliği önlemlerinin daha işlevsel olmasını sağlayacak şekilde halkın bilgilendirilmesi, hava kirliliğinin azaltılmasına uygun nitelikte kömür ve alternatif temiz enerji yakıtlarının kullanılması, yakıt verimini artırarak hava kirliliğinin azaltılmasını kolaylaştıran teknik özelliklere sahip tesisatların kullanılması.”

Hava kirliliği sorununun, halk sağlığını en fazla kış aylarında tehdit ettiğini hatırlatan Antalya Kent Konseyi Başkanı Sema Nur Kurt, sadece düzeltici önlemlerin alınmasının yetersiz olduğunu söyledi. Önleyici tedbirlerin de dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Kurt,”Önerdiğimiz tedbirlere işlerlik kazandırılmasını, özellikle mahalli çevre kurulu oluşumunda bürokratik değil, teknik ağırlıklı temsilin ön plana çıkarılmasını ısrarla talep etmekteyiz.” dedi.

İmar düzenlemelerinde; hava sirkülasyonunu ve ısınmada güneşten yararlanmayı kolaylaştırıcı konuların gözardı edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Kent Konseyi Başkanı Kurt, şu önerilerde bulundu: “Yeni yapıların yanı sıra eski yapılarda ısı yalıtımı ve çift camlı pencere kullanımı teşvik edilmeli, baca kontrolleri etkin ve yaygın bir şekilde yapılmalı. Ulaşım düzenlemelerinde hava kirliliği önlemleri için trafik akışının kolaylaştırılmasının yanı sıra, özel araba ve dolmuş yerine çevre dostu modern otobüslerden oluşan tarifeli bir toplu taşıma sistemi ile birlikte bisiklet kullanımı ve yaya yolları cazip hale getirilmeli.”

Antalya’da kışın, gündüz yakıt kullanımının azaldığını hatırlatan Kurt, MÇK’nın ilde kalitesiz kömür kullanımına yönelik kararıyla ilgili ise şu değerlendirmelerde bulundu: “MÇK’nın Antalya’da hava kirliliğinin azaltılmasında yüzde 70 oranında iyileşme sağlayacağı öngörülen partikül oranı düşük, alt ısıl değeri yüksek kömür kullanımında ısrarlı olunması sağlanmalı. Bununla birlikte uygulamada etkin ve yaygın denetimle yapılarda ve seralarda hava kirliliğine yol açan; her türde yakıt kullanımı ve açıkta yakma işlemi ile yakıtların yanlış depolanması önlenmelidir. Diğer taraftan, yapıların yanı sıra seralarda hava kalitesini bozmayacak nitelikte alternatif temiz enerji yakıtlarının kullanımı teşvik edilmeli. Ayrıca, sosyal yardımlarda hava kalitesini bozan kömür dağıtımı yerine, ısınma amaçlı para yardımı ile elektrik başta olmak üzere temiz enerji yakıtı kullanımı özendirilebilir.”

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Haberler ve Yazılar0 Comments

Kurşunlu Şelalesi kuruyor

Orman ve Su İşleri Bakanlığı 6’ncı Bölge Müdürü Osman Yılmaztürk, Kurşunlu Şelalesi’nin su havzasında ister yasal, ister kaçak yollarla kurulan su sondajlarının, şelalede suyun azalmasına neden olduğunu belirtti. 18 metre yükseklikten dökülen ve küçük şelaleciklerle 7 küçük göletin birbirine bağlandığı tabiat parkında suyun yüzde 80 oranında azaldığını kaydetti. Osman Yılmaztürk, “Krize doğru giden bir azalma var. Kurşunlu Şelalesi’nin ekosistemi suya bağlı. Bu azalmayla giderse oradaki habitat yok olacak. Kurşunlu Şelalesi ekosistemi su olmazsa yaşayamaz” dedi.

Tavşan, sincap, yarasa, ibibik, ağaçkakan, üveyik, sazan, su kaplumbağası, yılan ve kertenkeleden oluşan faunayı tehdit eden su azalmasının her yıl bir krize doğru ilerlediğini belirten Bölge Müdürü Yılmaztürk, suyun şelalenin yer aldığı 2 kilometrelik kanyondan çekilmesinin geri dönüşü olmadığını aktardı.

Mevcut sorunla ilgili Devlet Su İşleri 13’üncü Bölge Müdürlüğü ile bağlantıya geçtiklerini belirten Yılmaztürk, ilk görüşmelerden olumlu sonuç alamadıklarını söyledi. Düden Şelalesi’nin suyunun 5’te 1’inin Kurşunlu havzasına yönlendirilmesiyle bölgenin kurtulacağını savunan Yılmaztürk, “Sorunu şimdi Antalya Valiliği düzeyine taşıdık. Gerekirse bakanlık nezdinde de girişimde bulunuruz. Ne pahasına olursa olsun Kurşunlu Şelalesi’ni kurtarmak istiyoruz” diye konuştu.

Yılmaztürk, Valilik düzeyindeki girişimlerin ardından Vali Yardımcısı Hakkı Loğoğlu başkanlığında bir çalışma birimi kurulduğunu anlattı. Osman Yılmaztürk, “Karacaören’den Düden Şelalesi’ne kotlarıyla birlikte tüm su kaynakları, hepsi araştırılıyor. Akşamdan sabaha veya birkaç yıllık bir düzenlemenin değil, bölgeyi kurtaracak bir çalışmanın ortaya çıkması için çalışıyoruz” dedi.

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Çevre Haberleri0 Comments

Antalya’da bu kışda hava kirli!


Makine Mühendisleri Odası (MMO) Antalya Şubesi Başkanı Hüseyin Barut, “Ne yazık ki Antalya bu kış dakirli bir havaya maruz kalacak” dedi. Barut, şube binasında düzenlediği basın toplantısında,Antalya’nın çevre kirliliği konusunda en fazla kış aylarında yaşadığı hava kirliliği ile konuşulan iller arasında yer aldığını söyledi. Oda olarak 6 yıldır kentte yaşanan hava kirliliğininazalması için önerilerde bulunduklarını belirten Barut, şöyle konuştu:

“Hava kirliliği, havadaki partikül, katı ve sıvı damlaların karışımından oluşmaktadır. Bazı partiküller direkt bacadan atılırlar, bazıları ise atmosferde oluşur. Sağlık açısından boyutu 10 mikrogram metreküp ve küçük olan partiküller dikkat edilmesi gerekenlerdir. Küçük partiküller akciğere kadar ulaşabilir. Bunlar sağlık açısından büyük problemler oluşturur. Partikül madde emisyonu önemli ölçüde kış aylarında ısınmada kullanılan kalorisi düşük, katı yakıtların yanması sonucu meydana gelir.”

Başkan Barut, Antalya’da kış aylarında havadaki partikül miktarının standart oranı olan 50 mikrogram/metreküpü geçtiğini kaydetti.

Hava kirliliğine kalitesiz kömür, bilinçsiz soba kullanımı, lastik ve diğer yanıcı maddelerin kullanılması, Türk Standartları Enstitüsü standartlarına uygun soba kullanılmaması ve egzoz gazlarının neden olduğunu vurgulayan Barut, “Antalya’da hava kirliliğinin önüne geçebilmek için mutlaka ısıl değeri yüksek orijinal 7 bin kcal/kilogram ve kükürt oranı, partikül oranı düşük kömür kullanılması gerekmektedir” dedi.

Kışın kullanılacak kömür niteliğinin kararını Mahalli Çevre Kurulu’nun verdiğine işaret eden Barut, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu sene kullanılacak kömürün niteliği ile ilgili MÇK üyeleri ne yazık ki yine alt ısıl değeri düşük partikül oranı yüksek olan ve kuru bazda 5 bin 500 kcal/h’lik kömürün kentimize giriş yapmasına oy çokluğu ile karar verdi. Oysa Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Avrupa Birliği kriterlerine uyum için 6 Haziran 2008’de yayınladığı yönetmelikte, 2009 yılından başlamak üzere 2014 yılına kadar partikül oranının eşit kademeli olarak düşürülmesi gerektiği belirtilmiştir. Ancak yönetmeliğe uygun şekilde Antalya’da iyileştirme yapılması gerekirken, yine 2 yıldır verilen kararın yaklaşık olarak aynısı verilmiştir. Ne yazık ki Antalya bu kış da kirli bir havaya maruz kalacak.”

“Doğal gaz yaygınlaştırılmalı”

Hava kirliliğini engellemek için önerilerde bulunan Barut, toplu taşıma araçlarının kullanılmasınınözendirilmesi, araçların egzoz emisyon kontrollerinin artırılması, TSE’li soba kullanılması ve sobakullanımında halkın bilinçlendirilmesi, yeşil alanların genişletilmesi ve doğal gaz kullanımınyaygınlaştırılması gerektiğini dile getirdi.

Kentteki hava kirliliğinin sağlığı ciddi anlamda tehdit ettiğini belirten Barut, “Antalya’nın kirliliği konusunda bir sonuca ulaşmış değil. Büyükşehir Belediye Başkanı’ndan, Antalya’da seçimle gelmiş milletvekillerinden, belediye başkanlarından ve bütün sivil toplum örgütlerinden hava kirliliğinin çözümü konusunda açıklama bekliyoruz” dedi.

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Haberler ve Yazılar0 Comments

GDO izinleri iptal edilsin

Fransa’da yapılan ve GDO’ların zararlarını açığa çıkaran araştırma, GDO izinlerinin iptal edilip edilmeyeceği sorusunu gündeme getirdi.

Fransa’da yapılan yeni bir araştırma, GDO’ların zararlarını gözler önüne serdi. Caen Üniversitesi’nden Profesör Doktor Gilles-Eric Seralini’nin iki yıllık araştırması, kısa vadeli testlerden çok daha tehlikeli ve ciddi sonuçları ortaya çıkardı. Bugüne kadar GDO’larla ilgili yapılan en uzun süreli ve en kapsamlı klinik testte, farelerde çoklu organ büyümeleri, tümör ve kansere rastlandı.

Araştırma sonuçlarını değerlendiren Greenpeace Akdeniz Tarım Kampanyası Sorumlusu Tarık Nejat Dinç: “Bugüne kadar hep kısa süreli klinik testlerin GDO’ların etkilerini ortaya koymaya yetmeyeceğini savunduk. Ancak biyoteknoloji şirketleri icat ettikleri GDO’ları sadece üç aylık klinik testlere tabi tutuyorlardı. GDO’lara verilen izinler de tüm itirazlarımıza rağmen bu kısa süreli testlere dayandırılıyordu. Oysa Prof. Seralini’nin deneyinde farelerde 13.aydan sonra kanser vakaları görülmeye başlanmıştır. Bu araştırma, üç aylık klinik çalışmalara dayandırılarak verilen tüm GDO izinlerinin kategorik olarak iptalini gerektirmektedir. Yapılan bilimsel çalışmada Monsanto’nun ürettiği NK603 adıyla anılan genetiği değiştirilmiş mısır çeşidinin kullanıldığını görüyoruz. Sonuçlar NK603 geninin tümör, kanser, organ büyümeleri gibi etkilerinin olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de gerek bu çeşide, gerekse bu çeşidi içeren dört melez genetiği değiştirilmiş mısır çeşidine geçtiğimiz Kasım ayında izin verilmişti. Bu beş çeşide verilen izinlerin hemen iptal edilip, ithalatlarının da  acilen durudurulması gerekmektedir. Aynı zamanda glifosat içeren, yani yabani ot ilaçlarına dayanıklı olması için geliştirilen GDO’lara verilen izinler de iptal edilmeli. Bu araştırmadan sonra GDO’lu yemle beslenen tavuklara, ineklere mi üzülelim, yoksa onların ürünlerini tükettiğimiz için kendimize mi üzülelim şaşırdık. Biz diyoruz ki, bu araştırmanın ışığında Bakanlık ve Biyogüvenlik Kurulu inekleri kanser, içtiğimiz sütü de bize zehir etmesin, bunun yerine verdiği GDO izinlerini iptal etsin” dedi.

Potansiyel ve çok ciddi, geri dönüşü olmayan çevresel etkileri nedeniyle kaşıdır. Greenpeace’e göre, hiçbir bir GDO testi, bu ürünlerin insan ve hayvanlar açısından güvenli olduğunu garanti edemez.

ntvmsnbc.com

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Haberler ve Yazılar0 Comments

Ekim 2021
P S Ç P C C P
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Döviz Kurları

Hava Durumu

Hava, 29 Mayıs
Antalya’deki Hava Durumu
+18

Yük.: +26° Düş.: +16°

Nem: 72%

Rüzgar: ESE - 11 KPH

İstanbul’deki Hava Durumu
+17

Yük.: +21° Düş.: +16°

Nem: 87%

Rüzgar: SW - 10 KPH

İzmir’deki Hava Durumu
+14

Yük.: +27° Düş.: +17°

Nem: 93%

Rüzgar: SSW - 6 KPH

Ankara’deki Hava Durumu
+13

Yük.: +22° Düş.: +8°

Nem: 81%

Rüzgar: WNW - 14 KPH

Vizyon