Archive | Genel

Grönland’da Temmuzda 179 Milyar Ton Buz Eridi

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, iklim değişikliği konusunda uyarıda bulunarak, dünyanın en büyük ikinci buz örtüsü Grönland’da temmuzda 179 milyar ton buz eridiğini bildirdi.

Guterres, Fransa’nın Biarritz kentinde katıldığı G7 Zirvesi’nde gazetecilere yaptığı açıklamada, iklim değişikliğinin neden olduğu tehlikelere dikkati çekti. 

Dünya Meteoroloji Örgütüne göre, atmosferdeki karbondioksit miktarının insanlık tarihinin en üst seviyelerine ulaştığını vurgulayan Guterres, “Dünyanın en büyük ikinci buz örtüsü Grönland’da temmuzda 179 milyar ton buz eridi” ifadesini kullandı. 

LİDERLERE HAREKETE GEÇME ÇAĞRISI

Guterres, Sibirya, Alaska, Kanada ve Arktik Dairesi’ndeki yangınlar nedeniyle haziranda atmosfere 50 megaton, temmuzda ise 79 megaton karbondioksit salınımı olduğu bilgisini paylaşarak, şimdi ise Amazon Ormanları’nın haftalardır yandığını söyledi. 

Küresel sıcaklık artışının, bu yüzyılın sonuna kadar 2 derecenin altında tutulması ve 2050’ye kadar sera gazı salınımının sıfırlanması gerektiğini vurgulayan Guterres, dünya liderlerine iklim değişikliği konusunda harekete geçme çağrısında bulundu. 

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Çevre Haberleri, Genel0 Comments

Finike’de Çıkan Yangın Kontrol Altına Alındı

Yaklaşık 8 hektar alanda etkili olan yangının söndürülmesi için gece boyunca ekipler çalışmaları sürdürdü.

Antalya’nın Finike ilçesindeki makilik alanda çıkan yangın, havadan ve karadan yapılan yoğun müdahalelerle kontrol altına alındı.finike yangin

Yuvalı Mahallesi’nde dün saat 17.00 sıralarında henüz belirlenemeyen nedenle makilik alanda başlayan yangına Antalya Orman Bölge Müdürlüğü, Finike ve Kumluca orman işletme müdürlüklerine bağlı ekipler 20 arazöz, 5 ilk müdahale aracıyla karadan, 3 yangın söndürme helikopteriyle de havadan müdahale etti. Yaklaşık 8 hektar makilik alanda etkili olan yangının söndürülmesi için gece boyunca ekipler çalışmaları sürdürdü.

Yangın, bugün sabah saatlerinde kontrol altına alınırken, soğutma çalışmalarına başlandı.

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Çevre Haberleri, Genel0 Comments

Gediz Havzası'na Altın Madeni İzni

1. derece deprem bölgesinde yer alan Gediz Havzası’na altın madeni izni: 2 milyon ağaç kesilecek, içme ve yer altı suları Gediz 104253yok olacak
Projenin hayata geçmesi halinde yılkı atları ve kırmızı geyik türlerinin mekanı yok olacak

Ege’nin en yüksek dağı olan ve Türkiye deprem haritasına göre 1. derecede tehlikeli deprem bölgesi içerisinde yer alan Murat Dağı’nda altın-gümüş madeni projesine izin verildi.

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın yeğeni Bahattin Özal’ın sahibi olduğu Odaş Enerji’ye bağlı Anadolu Eksport Maden firmasının sahibi olduğu projenin hayata geçirilmesi durumunda içme ve yer altı sularının yok olacağı ve bölgede kuraklığın baş göstereceği belirtiliyor.

Maden projesinin tamamı orman alanı içinde kalıyor
Rıfat Doğan’ın Artı Gerçek’te yer alan haberine göre, Kütahya’nın Gediz İlçesi’ne bağlı Karaağaç Köyü’nde çıkarılması planlanan altın-gümüş madeni için “ÇED olumlu” kararı 8 Mayıs tarihinde verildi. ÇED dosyasına göre sahanın tamamı ormanlık alan. ÇED alanı; Kütahya merkezine kuş uçuşu yaklaşık 65 km mesafede, Gediz merkeze ise kuş uçuşu yaklaşık 16 km mesafede yer alıyor. ÇED sahasına en yakın konut kuş uçuşu yaklaşık 360 m mesafede Karaağaç Köyü’nde bulunuyor.

Bölgenin su ihtiyacını karşılayan Küçüksu Barajı da projenin yakınında
ÇED alanının doğusunda ve kuş uçuşu yaklaşık 3 km mesafede Murat Dağı Kayak Merkezi, güney doğusunda ve kuş uçuşu yaklaşık 4 km mesafede içme suyu amaçlı olan Küçüksu Barajının tampon bölgesi yer alıyor.

Dosyaya göre işletme ruhsatı verilen maden projesinin pasa sahasının bir bölümü Uşak’tayken, yapılan bir revizyonla bu sahada Kütahya içine alındı.

Projenin olduğu Murat Dağı 1. dereceden tehlikeli deprem bölgesi
Birinci derecede tehlikeli deprem bölgesi içerisinde yer alan Murat Dağı’nda yapılması planlanan maden projesinde patlatmalı açık ocak işletme yöntemi kullanılacak. Altın cevherinin üretilmesi ve yığın liç yöntemi kullanılarak cevher zenginleştirme tesisinde cevherin işlenmesi ile nihai ürün olarak dore altın yan ürün olarak gümüş elde edilmesi planlanıyor.

Gediz Havzası da tehlikede
Türkiye’nin önemli havzalarından biri olan Gediz Havzası da projeden etkilenecek. Dosyaya göre proje Gediz Havzası içinde yer alıyor.

ÇED dosyasına göre proje sahasının tamamı 534 hektardan oluşuyor. Bu sahanın içinde batı ocağı (108,34 hektar), doğu ocağı (69,50 hektar), pasa depolama sahası (147,52 hektar), bitkisel toprak depolama sahası (8,39 hektar), yığın liç sahası (28,32 hektar), tesis 1 (cevher stok sahası, mıcır sahası) (2,50 hektar), tesis 2 sahası (altın odası, karbon ünitesi, kırma tesisi, idari bina) (1,90 hektar) yer alacak.

Yılkı atları, kırmızı geyik türlerinin mekanı yok olacak
‘Dünyanın sekizinci harikası’ olarak tanımlanan Murat Dağı, yılkı atlarına ve kırmızı geyik gibi birçok yaban hayvanına ev sahipliği yapıyor. Birçok endemik türün yaşadığı Murat Dağı aynı zamanda çok sayıda büyükbaş ve küçükbaş hayvan için mera olarak kullanılıyor.

İçme ve yer altı suları, ağaçlar yok olacak, kuraklık başlayacak
Uzmanlar, projenin başlaması halinde 6 milyon metrekarelik alanda hiçbir şekilde ağaç ve canlı varlığından söz edilemeyeceğini, bölgedeki içme ve yer altı sularının kurumasıyla birlikte kuraklığın baş göstereceğini ve yaşanması muhtemel sismik hareketlilik nedeniyle veya sıralı dinamit ünitelerinin patlatılmasıyla Uşak’ın içme suyunu sağlayan Küçükler Barajı, siyanür sızıntısı sebebiyle zehirlenmiş olacağını belirtiyor.

Gıda güvenliği ve halk sağlığı tehlikede
Uzmanlar “Projeyle birlikte Pamukkale travertenleri büyük zarar görecek, hatta suyu kuruma noktasına gelecek. Bölgenin beşeri faaliyetleri durma noktasına gelecek. (Turizm, tarım, hayvancılık, termal faaliyetler vs.) Tüm bu olumsuz gelişmelere bağlı olarak 15 milyondan fazla insanın sağlığı tehlikeye girecek. Gediz Irmağı, Büyük Menderes Irmağı, Küçük Menderes Irmağı, Sakarya Irmağı, Susurluk Çayı vb. Murat Dağı’ndan kaynağını aldığı için Ege Bölgesi’nde yüksek miktarda siyanür sızıntısına bağlı hava, su ve toprak kirliliği oluşacak. Bu kirliliğe bağlı olarak başta kanser olmak üzere sağlık problemleri baş gösterecek. Gediz Ovası, Büyük Menderes Ovası, Salihli Ovası, Sakarya Ovası, Menemen Ovası, Küçük Menderes Ovası, Aydın Ovası, Çivril Ovası, Buldan Ovası ve buna benzer birçok ova kirlilikle boğuşarak yok olmaya başlayacak ve gıda güvenliği tehlikeye girecek” uyarısında bulundu.

Durmuş Yılmaz: ÇED Raporu üretilecek altın/gümüşün bu güne indirgenmiş ekonomik değeri ile çevre tahribatının yaratacağı maliyeti nasıl hesapladı?
Eski Merkez Bankası Başkanı İyi Partili Durmuş Yılmaz, projeye tepki gösterdi. Yılmaz Twitter’dan paylaştığı mesajda “ÇED Raporu üretilecek altın/gümüşün bu güne indirgenmiş ekonomik değeri ile çevre tahribatının yaratacağı maliyeti nasıl hesapladı, böyle kompleks bir operasyonda tüm değişkenleri acaba nasıl rakamsallaştırdı ve maliyet bu indirgenmiş ekonomik faydadan ne kadar küçük? Değer mi?” sorusunu dile getirdi.

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Genel0 Comments

Türkiye, Avrupa’nın 8 Ekosistem İyileştirme Alanına Girdi

Akdeniz Koruma Derneği’nin yürüteceği proje ile Akdeniz keşiş foku, kum köpek balığı, orfoz gibi nesli tehlike altındaki türlerin yaşam alanlarına yönelik koruma çalışmaları hayata geçirilip, korunan alanlar ağı kurulması sağlanacak.

Muğla’nın Gökova Körfezi’nden Antalya Yedi Adalara kadar olan kıyı şeridi, Avrupa’daki sekiz alanda farklı sivil toplum kuruluşlarının eşzamanlı yürüteceği Tehdit Altındaki Coğrafyalar Programı’nın uygulama alanlarından oldu. Akdeniz Koruma Derneği’nin yürüteceği proje ile Türkiye’de 500 kilometreden fazla kıyı şeridinde iyileştirme ve iklim değişikliğine karşı koruma önlemleri alınacak.

Türkiye açısından çok önemli ve prestijli bir proje olduğunu söyleyen Akdeniz Koruma Derneği Başkanı Zafer Kızılkaya, “Bu program Lisbet Rausing ve Peter Baldwin’ın sahip olduğu Arcadia Fonu ve Cambridge Üniversitesi bünyesindeki Cambridge Koruma Girişimi’nin desteği ile kuruldu. Bu proje ile Akdeniz keşiş foku, kum köpek balığı, orfoz gibi nesli tehlike altındaki türlerin yaşam alanlarına yönelik koruma çalışmaları hayata geçirilip korunan alanlar ağı kurulması sağlanacak” diyerek şöyle devam etti:
“Ayrıca tüm bu çalışmalarla denizel türlerin azalması, habitat tahribatı ve iklim değişikliğinin etkilerinden olumsuz etkilenen kıyı balıkçılığı da desteklenmiş olacak. Tarım ve Ormancılık Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Ege Üniversitesi ile koordineli olarak yürütülecek olan proje, 5 yıl sürecek.

Avrupa tarihinin yüzyıllardır uyguladığı, yanlış tarım ve ormancılık politikaları, aşırı şehirleşme ve yoğun arazi kullanımı nedeniyle doğal yaşam alanının parçalanmasına yol açtı. Bu durum tür ve habitatların yok olmasına neden oldu. Geride kalan habitatların ise doğal yapılarının azaldığı ve iklim değişikliğine uyum sağlama kapasitelerinin sınırlı olduğu biliniyor. Bu coğrafyaların, doğal varlığını süründürülebilmesi için iyileştirme önlemlerinin acilen hayata geçirilmesi gerekiyor.

Tehdit Altındaki Coğrafyalar Programı (Endengered Landscape Programme) da Avrupa’nın önemli coğrafyalarında biyolojik çeşitliliğinin korunarak zenginleşmesi ve hem doğaya hem de insanlara fayda sağlayan, daha fazla kendi kendine yetebilen ekosistemlerin yaratma vizyonuyla yola çıkıyor.

Program, Lisbet Rausing ve Peter Baldwin’ın sahip olduğu Arcadia Fonu ve Cambridge Üniversitesi bünyesindeki Cambridge Koruma Girişimi’nin desteği ile kuruldu.”

Tehdit Altındaki Coğrafyalar Programının Alanlar:
• Rewilding Europe’ın yürüteceği Romanya, Moldova ve Ukrayna’daki en az 40 bin hektarlık Tuna Deltası Biyosfer Rezervi boyunca doğal alanların, ekolojik süreçlerin iyileştirilmesi ve ilgili yaban hayatının kurtarılması.
• Royal Society for the Protection of Birds (RSPB) Cairngorms Connect ortaklığıyla, İskoçya Dağlık Bölgesi’nde, antik Kaledonya çam ormanları dâhil İngiltere’nin en nadir habitat ve türlerini barındıran İskoçya yaylalarındaki 60 bin hektarlık alanı iyileştirecek.
• Rewilding Britain ve Woodland Trust Galler ortasında, İngiltere’nin ilk tepelerden denize doğru bir dinamik ekosistem oluşturmak için “Zirveden Denize” projesini uygulayacak.
• Akdeniz Koruma Derneği ve Fauna & Flora International, 500 kilometreden fazla Türkiye’nin hassas Akdeniz kıyı şeridinin iyileştirilmesini ve iklim değişikliğine karşı dayanımını artırılmasını kapsayan korunan alanlar ağı oluşturarak Akdeniz Foku ve orfoz gibi tehdit altındaki önemli türlerin geri kazanımı için yaşam alanları sağlayacak.
• Frankfurt Zoological Society, Belarus ve Ukrayna’daki sınır aşan “Prypiat Polesia” bölgesinde 1,2 milyon hektar korunan ve birbirine bağlı bir çekirdek alan yaratmak için yeni koruma alanlarının belirlenmesini destekleyecektir. Kurt, geyik, Avrupa bizonu ve büyük benekli kartal gibi anahtar türler için ekolojik bağlantının sağlanmasına yardımcı olacaktır.
• Romanya’da, Fundatia Conservation Carpathia bir Milli Park yaratma amacı ile 800 ila 2500 m arasında yüksekliğe sahip Avrupa’nın en büyük yaban alanlarından birini kuruyor. Ormanların ve alpin otlakların korunması, türlerin dikey olarak kayabilmesine ve iklim değişikliğine uyum sağlama becerilerinin geliştirilmesine olanak sağlayacaktır.
• Portekiz’de, Rewilding Europe, Büyük Côa Vadisi – Güneydeki Malcata dağ silsilesini Kuzeydeki daha büyük Douro vadisi ile birleştiren 120.000 hektarlık büyük bir vahşi yaşam koridoru geliştirecek ve dağ keçisi, kurt ve İber vaşağının alana geri gelebilmesi için bir yaban alan yaratacaktır.
• Gürcistan’da, BirdLife International, Iori Nehri vadisinin oluşturduğu coğrafyada Sovyet dönemi baraj ve sulama kanalları tarafından bozulan yaşam alanlarını ve tür topluluklarını (Şah Kartalı, İran Ceylanı, Mısır Akbabası, kurt, çakal ve vaşak gibi) iyileştirmeye çalışacaktır.

Yeşil Oskar ödüllü Akdeniz Koruma Derneği

2012 yılında, Akdeniz ekosistemindeki doğal alanların korunması ve tahrip edilen alanların iyileştirilmesi amacıyla kuruldu. Kurulduğu günden itibaren Gökova Körfezi başta olmak üzere Ege’de kadınların da dahil olduğu küçük ölçekli balıkçılığın araştırılıp desteklenmesi ve nesli tehlike altındaki türler ve habitatların araştırılıp korunmasına yönelik birçok çalışma gerçekleştirildi. Gökova Körfez’inin, Akdeniz’in en büyük deniz koruma alanı ilan edilmesi ve geliştirdiği “korucu sistemi” ile 2017 yılında yeşil Oscar olarak bilinen “Whitley Gold Award” ödülüne layık görüldü.

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Genel0 Comments

TEMİZ ÇEVRE DERNEĞİ 25.09.2016 TOPLANTI NOTLARI

25.09.2016 günü Akdeniz Üniversitesi Sosyal Tesislerinde saat 10.00’da derneğimizin 9.yıl toplantı döneminin açılışında buluşuldu.DSC_1238

Küçük DEFNE en küçük çevreci unvanını DEMİR’in elinden aldı.

Fatih Kütük simitleri ile birlikte Ebru ve Güney Aksezgin’i de getirmişti ve herkes çok sevindi. Ebru ve küçük GÜNEY artık Antalya’da yaşadıklarını ve bundan sonra toplantılara katılacaklarını bildirdiler.

Mustafa Şen ise üyeliği hakettiğini bildirdi. Hak verdik. Gelecek toplantıda üyeliğinin kabulünün görüşülmesine karar verildi.

Aslı Altan söz aldı ve Konyaaltı Belediyesinin petmatik uygulamasını neden kaldırdığını açıkladı. Petmatiklerin sürekli kötü niyetli kişiler tarafından ip sarkıtılan plastik şişeler ile açıldığını, kişilerin kendi evcil hayvanlarını beslediklerini, yiyeceklerin çok kısa sürede bu makinelerden boşaltıldığını söyledi. Eğitimli ve hayvansever toplumlarda başarı ile uygulanan sokak hayvanlarının beslenmesine ilişkin iyi niyetli bir uygulamadan vazgeçildiğini ve kendisinin de belediyeye hak verdiğini belirtti. Muratpaşa Belediyesinin katı atık toplama ile ilgili olarak puan kartı uygulaması başlattığını, internetten istendiğinde bu kartların belediye tarafından adrese gönderildiğini ve toplanan puanlar ile alışveriş yapılabileceğini belirtti.

Remziye Kartal Rosenblat söz alarak; kullanım için tatlı su ile ilgili büyük sıkıntıların Türkiye genelinde başladığını, ancak önlemler alınmadığı gibi sulama suyu kullananların da kuyuları derinleştirerek daha agresif ve yanlış bir kullanım yolu seçtiğini açıkladı. Devamla Türkiye genelinde elektrik enerjisinin yetersizliğine çözüm olarak Elektrik Piyasası Kurulu başkanının açıklamalarını açıkladı. Kısa dönemde güneşten elektrik üretimi konusunda bireysel aboneliğin daha da yaygınlaştırılması için girişimlerde bulunulacağını açıkladı.
Birsen Şule söz alarak; Güçbirliği toplantılarına katılmaya devam ettiğini, seçimler yapılacağını ve başkanlık için kendisinin de aday olduğunu, olağanüstü hal ilanından dolayı kermeslere izin verilmediğini, ancak mümkün olur olmaz Aslı ile birlikte kermes hazırlığı yaptıklarını belirtti.

Remziye Kartal söz alarak; gelecek dönem ilk ve ortaokullar arası yarışma konusunun düşünülmesini, milli eğitime başvuruda bulunulacağını belirtti. Geçmiş yarışma resimlerinden bir sergi hazırlanmasını önerdi. Osman Yakıcı kendisinde tablolar olduğunu ve sergiye konularak satışı ile gelir elde etmeyi ve yarışmada dereceye girenlere dağıtmayı önerdi. Aslı Altan gelecekteki kermes için bu tabloları değerlendirilebileceğini belirterek herkesin evinde çöplemeyi ya da başkalarına vermeyi düşündüğü biblo vs gibi şeyleri kermes için saklamasını rica etti.

Sergi hazırlığı ve diğer çalışmalar için yardımcı olacakların Remziye Kartal ile irtibata geçmesi ve ayrıca Whatsapp ortamında grup kurularak haberleşmenin daha hızlı olması konusunda görüş birliğine varıldı.

Boğaçay projesinin sürekli olarak halk görüş ve onayına sunulduğunun belirtildiği, bu oylamaların kim tarafından nerde yapıldığının bilinmediği sorusu üzerine Fatih Kütük oylamaların yapıldığını ama duyurunun yapılmadığını, belirli bir çevrenin görüş bildirdiğini belirtti. Aslı Altan, Aşağı Karaman Köyünün tarım alanından çıkarılıp sanayi alanı olarak planlanacağını duyduğunu söyledi.

Osman Yakıcı söz alarak; Belek Kadriye’de The Land of Legends isimli tematik parkın akşamları saat 21 ila 22.30 arasındaki su gösterilerinin çocuklar için çok ilginç olduğunu, çok güzel müzik yayınladıklarını, götürdüğü turistlerin çok memnun kaldığını belirtti. 320 00 00 nolu normal telefon hattından gösteri günlerinin sorularak gidilmesini tavsiye etti. Ayrıca Expo’da 26.09.2016 tarihinde yapılacak olan Teoman konserinin biletsiz olduğunu belirtti. Gitmek isteyen arkadaşların restaurantlar sırasındaki arkadaşının işlettiği MEZOPOTAMYA isimli yerde buluşabileceğini belirtti. Saat 19.00 ile 20.00 arasında konsere gelecek olanların EXPO’daki MEZOPOTAMYA isimli restaurantta buluşması kararlaştırıldı. Yemek içmek zorunlu olmayıp herkesin kendi yediğini içtiğini kendisinin ödemesine karar verildi.

Gelecek toplantının ilke olarak yine aynı yerde ve 30.10.2016 saat 10.00’da yapılmasına karar verildi.

Yusuf Demir’in toplantı fotoğraflarını çekmesi ile derneğimizin 9.yıl toplantı dönemi neşe içinde sona erdi.

Remziye Kartal Rosenblat

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Aktivite Duyuruları, Çevre Haberleri, Dernek, Genel0 Comments

Sera Gazı Rekor Düzeye Ulaştı

İklim değişikliğine neden olan atmosferdeki sera gazı miktarı, karbondioksit cryoğunluğunun artmasıyla 2013 yılında rekor kırdı.

 

Dünya Meteoroloji Örgütü (DMÖ), iklim değişikliğine neden olan atmosferdeki sera gazı miktarının, karbondioksit (CO2) yoğunluğunun artmasıyla 2013 yılında rekor düzeye ulaştığını bildirdi.

DMÖ Genel Sekreteri Michel Jarraud, örgütün yıllık yayımlanan sera gazı salımı raporuyla ilgili açıklamasında, yerküre üzerinde iklimin değiştiği konusunda herhangi bir şüphe bulunmadığını kaydetti.

Sera gazı salımının azaltılarak bu ısınma eğiliminin önüne geçilebileceğine dikkati çeken Jarraud, dünyanın bunu sağlayabilecek bilgi ve araçlara sahip olduğunu belirtti.

Geçmişte, günümüzde ve gelecekte yeryüzü ısısını tutan CO2 salımının küresel ısınma ve okyanus asitlenmesi üzerinde artan bir etki yaratacağına işaret eden Jarraud, “Zamanımız tükeniyor” ifadesini kullandı.

1984’TEN BERİ EN YÜKSEK ARTIŞ

DMÖ’nün sera gazı raporunda, insan faaliyetleri dolayısıyla yayılan gaz miktarının 2013’te milyonda 396 parçacığa ulaştığı ve bunun da 2012 yılına göre milyonda 2,9 parçacık artışı anlamına geldiği bildirildi. Raporda, bu artış miktarının 1984 yılından bu yıla kadar rastlanan en yüksek seviye olduğu kaydedildi.

İkinci önemli sera gazı olan metan gazının da benzer şekilde artış gösterdiği ifade edilen raporda, atmosferdeki metanın da milyonda bin 824 parçacığa ulaştığı ifade edildi. Raporda ayrıca, sanayileşmenin başladığı 1750 yılından 2013’e kadar karbondioksidin yüzde 142, metanın yüzde 253, azot oksidin ise yüzde 121 oranında arttığı bildirildi.

Karbondioksit atmosferde yüzlerce yıl, okyanuslarda ise çok daha fazla kalabiliyor.

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Genel0 Comments

GEREKSİZ İLAÇ KULLANIMI

Nedenleri İnsan Sağlığına Etkileri

   Ulaşabildiğimiz kadarı ile insanlık tarihi boyunca insan vücudunun anormal tepkileri çeşitli yöntemlerle düzeltilmeye çalışılmıştır. ilaç(insanlık tarihinin geçmişine ulaşım noktasında günümüze ulaşması gereken belgeler kendi kurdukları düzene aykırı olabileceği düşüncesinden kaynaklanan korku ile zamanın hakim güçleri –İskenderiye kütüphanesinin önce hristiyanlar, sonrada müslümanlarca yakılması-halende taliban ve ona bağlı sapık zihniyet sahiplerince tarihi eserlerin bombalarla yok edilmesi –  günümüz politikacılar diliyle ucube diye nitelendirilmesi- tarafından yok edilerek geçmişle bağlantımızın koparılması acı bir olaydır.) Eskisi olmayanın yenisi olmaz deyiminden hareketle hemen şunu söyleyebiliriz ki; geçmişle bağımızı koparanlar yine dinsel ve ırksal şeytanlıklarla bu işleri kotarmışlar ve buna yandaş olarak bir zaman sonra süpürülecek hainler eliyle de ülkeler içinde halkı uyutan fareli köy kavalcısı gibi aktörlerle her şeyi pis kişisel çıkarları için kullanmışlardır.

Bu kısa girişten sonra;

Neden Çok İlaç Yazılır :

   Bu konuda en önemli etken ekonomidir, tıp eğitimi yetersizdir, hasta muayene süresi yetersizliği (akıllara durgunluk verecek derecede yetersizdir) ve eğitim kültür çarpıklığı.

EKONOMİKTİR: Tarihte tıpta yeri olmakla birlikte yetersiz eğitim ve ulaşımsızlık; hurafeleri ön plana çıkarmışken, olumlu olarak çeşitli tecrübeler sonucu edinilmiş doğal tedavi edici ilaç bilgileri de gelişen ilaç sanayi içinde bilinçli olarak yok edilmiştir. Öyle ki bir ilaç firmasının yetkilisinin bundan takriben 30 yıl kadar önce uluslararası bir toplantıda “biz yalnız hastalara değil sağlıklılara da ilaç satmalıyız hedefimiz bu olmalıdır” derken diğer ilaç firması yetkilileri şaşkınlıkla bu söylemi dinliyorlardı ve bugünlerde hepsi birden aynı noktaya gelebileceklerini düşünemeden ve içlerinden meslektaşlarını da kınayarak.

Bugün sağlık politikalarının tepesinde dünya siyonizminin sermaye patronlarının elindeki ilaç firmaları vardır. Bunların temel amacı da paradır. Burada bir piramit düşünün; tepede ilaç üretim sektörü altında aracılar (sayıları arttıkça fiyatlarda yükselir) takiben ÜLKE DİSTRİBÜTÖRLERİ; DEPOLAR ECZANELER, HEKİMLER (vs) ve HASTA ve tabandaki kitle tüm üst grupların yükünü taşımaktadır: Burada diğer grupların varlığı dışında hekimleri ele alırsak ; ilaç ve medikal malzeme-reprezant-eczane-hasta; hekim ilişkilerinde çok azda olsa hekimler lehine toplumun genel durumu itibariyle etkin bir ekonomik çıkar sağladığı bir gerçektir (promosyonlar ki bunların içinde yurtdışı geziler vs aklınızın almayacağı kadar hediyelerde vardır ve bir çoğuda talep edilerek alınır),

TIP EĞİTİMİ YETERSİZDİR: Artık tıpta eğitim esas değildir.

A)    Politikacının amacı; göz boyamak, halkı aldatmak uğruna  başta kalabilme savaşı vermektir, gelişmiş demokrasilerde etik değerlere aykırı davranışlar gereği gibi tepki alıp ve netice olarak yapanı cezalandırıyorsa da ileri! demokrasilerde  maden ocaklarında sorumsuzlukları, denetimsizlikleri ve de yandaşı kayırma adına insan hayatını hiçe sayarak oluşan ölümleri adeta alay edercesine “GÜZEL ÖLDÜLER” diyecek kadar sorumsuzlaşan insan adına sadece  esef ediyoruz. zira onlar ancak mahkemei-kübra da hesap verecektir.

B)    İlaç firmasını beklentisi pazar payını arttırmaktır.

C)    Tıp fakültesi öğretim üyesinin amacı da eğitim değil geldiği noktada muayenehane açarak daha fazla kazanmaktır. Şimdi düşünelim bu çember içinde üç unsurda elbirliği içindedir ve tıp eğitimi bir yasak savmadır.En iyi hekim aslında pratisyen hekimdir ve olaya genel baktığı için daha olumlu ve daha iyi yaklaşımcıdır. Oysa pratisyen hükümet tabibiydi,sağlık ocağı hekimi oldu, şimdilerde dört lastik bir şaseyi itekleyerek yola çıkarılan içi boş tek maddelik  kanun ile aile hekimi oldu (oysa bu kavram sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesi ile ilgili kanunun içeriğinde vardı.maksat üzüm yemek değil bağcı dövmekti, uluslararası sermayenin temel çıkarları doğrultusunda kendi çıkarlarını da göz önüne alarak kollayacak-arttıracak temel değişiklikleri yapmaktı). VE ARTIK İLAÇ ÜRETİCİLERİ + ÜST DÜZEY EĞİTİM ELEMANLARI + AÇ GÖZLÜ ÇOBAN ZİHNİYETLİ SERMAYE elbirliği içinde diğer unsurları bir tarafa bırakarak mevcut pastayı kendi aralarında zaman zaman mütarekeler ile paylaşmakta ve devletin asli görevini yavaş yavaş ve alıştırarak kendilerine devrini sağlayarak etkinliklerini; bir devrim niteliğinde olabilecek uygulamalar gelene kadar sürdüreceklerdir.

HASTA MUAYENE SÜRESİ: Hastadan hastaya ve de branşlar arası da süre değişimleri söz konusu iken; dünya standardı bir hekimin maksimum hasta bakma kapasitesi 25 tir. Bunun üstüne her çıkış bir yanlışlığı, hatayı beraberinde getirir.Yine ekonomi:hekim bugün imamdan dahi az ücretle çalışmakta, meslekler arasında en aşağı sıralara düşürülmüş bulunmaktadır.Bunu net olarak hekim emekli maaşlarından da anlayabilirsiniz. Bırakınız ekonomiyi hekim en ufacık hatada bile yumurtadan çıkıp denize ulaşmaya çalışan kaplumbağa yavrularını bekleyen tehlikeleri az çok  TV programında görürsünüz veya hiç görmezsiniz, işte hekime hasta darplarını bir tarafa bırakın kaplumbağa yavrularını yutmaya çalışan deniz canavarları gibi; vatandaş, avukat, hakim, savcı ve sağlık bakanlığı gibi bir ordunun önüne yem olarak atılmakta bu arada “bak ham ederler” korkutmacası ile birde sigortacılara yem yapılmaktadır (oysa bugün tükaka olan hakim savcıları uydurma davalarda tazminatlardan korumak için hakim ve savcılara açılan tazminat davalarının bedellerini devletin ödemesi için apar topar kanun çıkardılar, onlarda sigorta yaptırsalar olamazmıydı). Şimdi gelin bu gerçeklerden sonra muayeneye: iyi bir muayene GÖZLEM,SORGULAMA,FİZİKİ MUAYENE,TAHLİL VE TEŞHİS AŞAMALARINDAN OLUŞUR. Peki hekim asgari ücrete yakın bir ücretle ücretlendirilirken önüne atılan performans havucuna uzanmasın mı? Çünkü ücretinizi arttırmak için çok hasta bakmalısınız bu 100 tane olsa yönetim için ne gamdır çünkü anlı şanlı muhalefetimizde halkımıza verilemeyenin binlerce üstünde ömür boyu haklarla meclisten kendilerine avantajlar sağlamakta işbirliği içindedirler.işte buraya kadar oluşan olumsuzlukların sonunda daha sonrada izah edeceğimiz gibi ilaçta israfın temel bulgularına ulaştık: “BİRİ ETKİ ETMEZSE DİĞERİ ETKİ ETSİN” yeter ki performansım düşmesin.zaten ilaç firmaların ve hatta aracılarında isteği bu değilmiydi peki fazla ilacın zararları? AZ SONRA.

EĞİTİM KÜLTÜR ÇARPIKLIĞI: Bu arada çok ilaç yazan ve de hiç bakmaya zamanı olmadığı halde çok tahlil isteyen doktorun “İYİ DOKTOR” olduğu imajı ile ansiklopedik olarak çooook bilgili enteller ile bilgiç cahiller içinde ayrı bir özelliktir ilaç: BİRÇOĞU İLACI ADETA DİKTE EDERLER DOKTORA, ya antibiyotik yanında bilgiç tavırlarla boyalı basında gizli reklam yazılarla yapılan telkinlerin neticesi VİTAMİN istemeler, birde MİDE KORUYUCU ver demeler, yer var mı şunu da yaz: yazsan olmaz, yazmasan olmaz yeni teşhiste ilave etmen gerekir yoksa medulla kabul etmez. Her şeyi abartır; yatarken de azıcık!!!!!! yerde sonra bir yahudi oyunu olan kolesterol oyununa gelir. sen ona “sabah yumurta ye tok tutar” dersinde o kolesterolüm yükselir der ya gel de anlat anlamaz,oysa yumurta insan sağlığı için temeldir ve biz yıllarca söyledik inanmadılar İngiliz söyleyince vay be dediler. Kolesterol için dilimizde tüy bitti anlata anlata , oynanan oyunu sergiledik yıllarca anlayan olmadı. kolesterol ilacı kullanma karaciğerin mahvolur desende inanamaz bakın gelinen noktaya  FDA da bizimle aynı noktaya geldi ancak furya; ülkemde devam ediyor. Sözde yahudiyi sevmez ama oyuna gelince vardır boyalı basında kültür hazinesidir: halkı kandıran, yanlış yönlendiren tüm olumsuzlukların anası.

FAZLA KULLANIMDA İNSAN SAĞLIĞINA İLACIN ETKİLERİ

Öncelikle belirtelim ki bugün ilaç diye ve şifa niyetine deyip avuç avuç içtiğimiz kimyasal maddelerin gerçekte tam etkilerini bizde bilmiyoruz, siz bakmayın türlü şekilli ve renkli tablolarla birbirlerin aldattıklarına bir süre sonra onlarında yanlışlıkları ortaya çıkıyor, birilerinin eğitimli geçinenleri aldatması kolay, bir otel konaklaması renkli sunumlar, halka gelince bu eğitilenlerin görevi de halkı eğitmek!!!!!

Gebeliği sonlandırmak için verdikleri ilaca nerede(şimdi bir başka hastalık grubu için umut oldu, denemeleri olumlu), onca sakat yavrunun doğumundan sonra. Ne oldu!, Beyler; köşklerinden, yatlarından ,uçaklarından mahrum mu kaldı, yoksa fikir suçluları gibi ömür boyu hapis cezalarına mı çarptırıldılar.son elli yıl içinde binlerce, onbinlerce ilacın piyasadan kalktığını bilmiyorsanız, devam ediniz bolca ilaç içmeye, yakında her gün alameti farika maddelerin ilave edildiği güzellik krem ve vs nin artizzzleri ne hale getirdiğini onların makyajsız halleri ile görürseniz anlayacaksınız neticeyi.

GELELİM SAĞLIĞIMIZA

  “CAN BOĞAZDAN GİRER GÖZÜNÜZ SOFRADA KALACAK ŞEKİLDE SOFRADAN KALKINIZ”

Vücudunuza hangi yolla girerse girsin ilacın dozu ve sayısı çok önemli ve ne kadar azaltabiliyorsanız o kadar azaltmaya bakın

Sağlıklı olmak istiyorsanız öncelikle boğazınızdan midenize doğru seyahatte titiz olacaksınız bu ister beslenme-gelişme amaçlı, isterse tedavi amaçlı olsun.

Doktor ırgattır günün yorgunluğundan ve ezildiği toplumsal baskıdan sonra performans ve daha iyi yaşayabilmek!!!!! adına ilaç firmalarını vatandaşın cebinde, devletin hazinesindeki eli olmak durumundadır, YAZACAKTIR, hediye idi, gezi idi ve performansını arttırmak için eczanenin de onore etmesine ihtiyacı vardır.

Piyasa yalanlarla doludur; antienflamatuar ilaçların üzerinde ağrı kesici ateş düşürücü yazar yalandır bu ifadeler.Oysa bu ilacın gerçek bilgisi değildir ateş düşürme,ateş düşürücüler antipiretik-aneljeziklerdir. Peki bu yalan nedendir: çok satmak için, uzatmayalım.

Reflü biraz yemeğine dikkat et dersinde anlamaz sen yinede bir mide koruyucu yaz der ondan sonrada erkekleri  VİAGRA  ilacı kuyruğunda görürsünde oldukça pahalı olan bu ilacı tane tane alır, bilmez ki pis boğazına hakim olamayıp reflü (ne büyük isim değimli – Osmanlıda da halkı böyle aldatıyorlardı hakim savcı avukat konuşur yargılanan halk ise anlamadan dinler arada sorarlarsa emme basma tulumba gibi başını sallar aşağı yukarı-sonrada %7 okuma yazma oranı ile uyduruk Osmanlıcadan latin alfabesine geçince Osmanlı bilimini yok etmişiz; şu mantıksızlığa bakın, o zaman çaba göster yeni TÜRKÇE’ye çevir de anlasın millet-, oysa reflü ekşime geğirme demektir ,bağırsağın kabul etmediği oluşumu ağıdan dışarı atma çabasıdır olan)oluşumuna mani olmak için aldığı mide koruyucu ilacı hayvani hislerden de koruyor insanı bence bolca reflü ilacı verelimde insanlarımızı  KIZLI ERKEKLİ kavramından kurtaralım ve iktidar-muhalefet arasındaki bir polemik konusu da ortadan kalksın; ayrı okullar ,otobüsler, lokantalar gibi ekonomik olumsuzluklar da olmasın.

Uygulanan  panik stratejisidir: özel-güzel hastaneler bu eylemin babası, buna çanak tutan politikacıda anası, el ele halk ve devlet söğüşlenmektedir, onlar muratlarına eriyor biz kerevetine.

Panik; telaşı ve talebi arttırır. Ya kanser olursam, kalp krizi geçirirsem, bir defa geriye bakalım neler oldu ve şimdi neler oluyor, ne yediğini bile bilmiyorsun. Bir zamanlar doktorlar “tereyağı yemeyin kalp krizi geçirirsin “dediler (neyse ki biz hep aksini savunduk), şimdi çocuklarımız bulurlarsa gerçek tereyağını kokuyor diyerek yemiyorlar. Oysa şu an tereyağı adı altında krema ile uyutuluyor,daha sağım esnasında makine sütün yağını ayırıyor, bu oradan yayıklarda (makinelerde) çalkalanarak yağ!! haline dönüştürülüyor (pastörize ediliyor yalanlarına kanmayın )dolayısı ile çiğ süt ile oluşan hastalıklara açık oluyorsunuz, bir başka olay yoğurt haline getirilmediği için fermantasyona uğratılmadan tereyağına (gerçekte krema) dönüşüm sağlanıyor ve bu insan için sağlıksız bir besin haline dönüşüyor. DÜŞÜNÜN M.AKİF ne diyor “MEDENİYET DEDİĞİN TEK DİŞİ KALMIŞ CANAVAR” (ancak çok sağlam bir diş,) SÖZDE MODERN ÜRETİM SERALAR FABRİKALAR VE FABRİKADA ÜRETİLEN BALLAR, HASTANELER DOKTORLAR, İLAÇLAR VE MODERN MAKİNELER ve daha çok hastalık hali. Hani insan ömrü uzatıldı dediklerine bakmayın, istatistikler öyle gösteriyor diye inanmayın istatistik netice doğru ancak sebep sonuç ilişkisi es geçiliyor. Ülkelerin yaşam yaş sınırı çocuk ölümleri ile bağlantılıdır, çocuk kayıpların azalttığınızda insan ömrü uzamış gibi görünecektir, işte Hindistan; doğal seleksiyondan arta kalan nüfus çok uzun yaş sınırlarına ulaşmaktadır.

Son olarak ANTİBİYOTİK’lere de değinelim, kelime anlamı hayata karşı demek ; ateşle seyreden hastalıklarda hemen başvurulan maddeler . Ateş yapan nedenlerin başında bakteriler ve virüsler geliyor(diğerlerini saymayacağım) hemen antibiyotik uygulanır, oysa antibiyotikler virüslere etkili değildir. Ne yapmamız gerekiyor? Doğaldır ki hekim olarak bu soruyu kendimize sormamız gerekir eğer çok net olarak ayırt edemiyorsak lökosit sayısına bakmamız gerekir ki özellikle ve çoğunlukla lökosit sayısı düşük enfeksiyonlar virütiktir (bu sayıyı düşüren başka hastalıklarda var) ve bunlarda antibiyotik gerekmez. Buradan hareketle nezle grip ve soğuk algınlığı olaylarında da öncelikli olarak antibiyotiklere başvurulmamalıdır; bunlarda istirahat, sulu ve hafif gıdalar,gerekiyorsa antipretik analjezikler yeterli olacaktır. (not mesela virüs pnömolnileride var)

Sağlıklı günler diliyorum.

 

Dr. Aydın GENÇSOY

Göğüs Hast. Uzmanı

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Genel0 Comments

Story Of Stuff

Satın aldığımız eşyaların hikayesini ve dünyaya bıraktığı etkileri sade bir dille anlatan mükemmel bir video.

Videoyu izlemek için aşağıdaki linki tıklayabilirsiniz.

 

http://www.youtube.com/watch?v=kz0h6VA4I-o&desktop_uri=%2Fwatch%3Fv%3Dkz0h6VA4I-o&nomobile=1

 

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Genel0 Comments

İnsanoğlunun Doğayla İmtihanı

İngiliz sanatçı Steve Cutts’ın  insanoğlunun  doğayla ilişkisini özetleyen animasyon kısa filmi “Man”i

izlemek için aşağıdaki linki tıklayabilirsiniz.

 

http://vagus.tv/2013/09/12/insanoglunun-dogayla-imtihani/

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Genel0 Comments

Şimdi’de Söz Luka Sulic ve Stjepan Hauser’da

Bu güzel resitale aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

 

http://www.youtube.com/watch?v=Mx0xCI1jaUM&feature=youtu.be

 

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Genel0 Comments

Kasım 2019
P S Ç P C C P
« Ağu    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930  

Döviz Kurları

Hava Durumu

Hava, 29 Mayıs
Antalya’deki Hava Durumu
+18

Yük.: +26° Düş.: +16°

Nem: 72%

Rüzgar: ESE - 11 KPH

İstanbul’deki Hava Durumu
+17

Yük.: +21° Düş.: +16°

Nem: 87%

Rüzgar: SW - 10 KPH

İzmir’deki Hava Durumu
+14

Yük.: +27° Düş.: +17°

Nem: 93%

Rüzgar: SSW - 6 KPH

Ankara’deki Hava Durumu
+13

Yük.: +22° Düş.: +8°

Nem: 81%

Rüzgar: WNW - 14 KPH

Vizyon

Loading...