Tag Archive | "Temiz Çevre"

Böcekten tiksinen anne, yılandan nefret eden baba olmayın


Başkanımızın Hürriyet gazetesi için yazdığı köşe yazısına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.hurriyet.com.tr/bocekten-tiksinen-anne-yilandan-nefret-eden-baba-olmayin-40022440konuk_yazar

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Haberler ve YazılarComments (0)

Paris İklim Zirvesi Başlıyor


Paris’te bu Aralık ayında neler olacak?

190’dan fazla devletin hükümeti, küresel sera gazı emisyonlarının azaltılması ve böylece iklim değişikliği tehdidini önleme amacıyla olası birParis-Summit yeni küresel anlaşmayı görüşmek üzere Paris’te bir araya gelecek.

Neden şimdi?

Sera gazı emisyonları ile ilgili güncel taahhütler 2020 yılında sona erecek. Bu yüzden, hükümetlerin Paris’te en azından 10 yıllık anlaşmalar üretmeleri bekleniyor.

Neden önemli?

Bilim insanları, sera gazı emisyonları artmaya devam ederse, küresel ısınmanın geri döndürülemez hale geleceği ve eşiğin aşılacağı konusunda uyarıyor. O eşik sanayi öncesi seviyelerin üzerinde 2 °C ‘lik  bir sıcaklık artışı olarak tahmin edilmekte ve mevcut emisyon düzeylerine bakıldığında yaklaşık 5°C bir artış  beklenmektedir.  Bu rakam, çok fazla bir artış gibi gözükmeyebilir, fakat bugünün dünyası ve son buzul çağı arasındaki sıcaklık farkı 5°C’nin üzereydi. Bu yüzden sıcaklıkta görünüşteki küçük değişiklikler dünya için büyük farklar anlamına gelebilir.

paris1

 

Neden daha önce bu konuda küresel bir anlaşma sağlamayı kimse düşünmedi?

Aslında düşünüldü: iklim değişikliği ile ilgili küresel müzarekeler 20 yıldan fazla süredir devam ediyor. İklim değişikliğinin tarihi çok daha eskilere gidiyor: 19. yüzyılda, fizikçiler, başlıca karbondioksit olmak üzere atmosferdeki sera gazlarının rolü hakkında teorilerde bulundu ve ısınma etkisiyle birlikte atmosferdeki bu gazların düzeylerinin artacağını öne sürdü . Ama bunların tümü teorikti.

Bilim insanları mevcut karbon seviyeleri ve sıcaklık arasında bir ilişki kurmak için gerekli ölçümlere sadece son birkaç on yıl içinde başlamış ve o zamandan beri yapılan bilimsel çalışmalar sürekli belli bir yöne işaret etmiştir: Fosil yakıt kullanımından kaynaklanan yükselen sera gazı emisyonları, yüksek sıcaklıklara yol açmaktadır.

Küresel ısınma durmadı mı?

Hayır. Küresel sıcaklıklar yükselmekte. Sıcaklıkların düşük  -ama hala önceki yıllardan daha sıcak- olduğu 1998 yılında, bazı iklimciler dünyanın soğumakta olduğunu iddia etti.

1998 yılından bu yana, küresel sıcaklıklar 30 yıl öncekinden daha yavaş bir düzeyde artmıştır. Bu durum da bazı şüpheciler tarafından küresel ısınmanın durakladığının kanıtı olarak değerlendirilmiştir.

Ama, sıcaklık artışının düşmüş ya da durmuş olmadığına, tam tersine artmaya devam ettiğine dikkat etmek gerekir. Hava sistemlerinin özelliği olan varyasyonlar göz önüne alındığında, ısınma oranının yavaşladığı bir dönem beklenmedik değil.

Son iki yıldır, ısınma oranı yeniden hızlanmış gibi görünüyor, ama bundan çok az şey yorumlanabilir.

Küresel bir anlaşmada nasıl ilerlemeler gördük?

1992 yılında, hükümetler Rio de Janeiro’da buluştu ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ni oluşturdu. Hala yürürlükte olan bu anlaşma, iklim değişikliği tehlikesini önlemek amacıyla hükümetleri harekete geçmeleri için birleştirdi, fakat hangi eylemleri uygulayacakları konusu belirtilmedi. Beş yıl boyunca, hükümetler neler yapmaları gerektiği ve gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere karşı rolünün ne olması konusunda tartıştılar.

Bu tartışmalar, 1997 yılında Kyoto protokolünün oluşmasında etkili oldu. Bu anlaşma ile 2012 yılına kadar, dünya çapında 1990 seviyeleri ile karşılaştırıldığında yaklaşık % 5 emisyon kesintisi yapılması ve gelişmiş ülkelerin emisyon indiriminde hedefler kararlaştırıldı. Ama Çin, Güney Kore, Meksika ve diğer hızla gelişmekte olan ülkelere hedef verilmedi ve kendi iradeleriyle emisyonlarını arttırmak için izin verildi.

Daha sonra ABD başkan yardımcısı Al Gore, protokole kaydoldu, fakat protokol ABD Kongresi tarafından onaylanmadı. Küresel emisyonların % 55’ini temsil eden ülkeler bunu onaylayana dek, protokol yasal olarak yürürlüğe giremedi. Dünyanın en büyük emisyonunu yapan ABD katılmadan bu protokolün uygulanması olamayacaktı.

Yani şu on yıl içinde, Kyoto protokolü sürüncemede kaldı ve küresel iklim değişikliği müzakereleri toprağa gömüldü. Ancak 2004 yılı sonlarında, Rusya beklenmedik bir şekilde anlaşmayı kabul etmeye karar verdi ve hareketin bir parçası olarak Avrupa Birliği tarafından Dünya Ticaret Örgütü üyeliği başvurusu kabul edildi. Yani gerekli ağırlık oluştu ve protokol nihayet yürürlüğe girdi.

Peki küresel bir anlaşmaya varıldı mı?

Tam değil. George W. Bush başkanlığındaki ABD, Kyoto protokülünün dışında kaldı. Bu yüzden, yıllar yılı devam eden BM müzakarelerine rağmen, ABD müzarekecileri, hep dünyanın geri kalanının dışında kaldı. ABD’yi ve gelişmekte olan büyük ekonomileri-özellikle en yüksek emisyona sahip Çin’i- teşvik etmek için  yeni yaklaşımlar gerekliydi.

Daha sonra, 2007 yılında Bali‘de bayrağı Kyoto’dan devralacak yeni bir anlaşmaya yol açacak eylem planı hazırlandı.

Sonra ne oldu?

Yeni bir anlaşmaya uzanan yol çok uzun sürdü. Ama, 196 ülkeyle anlaşma sağlamak çok da kolay değildi. Bu uzun soluklu drama sonunda 2009 Kopenhag Konferansı gerçekleştirildi.

Kopenhag’da ne oldu?

Anlaşmanın dışında her şey oldu. Dünyanın en gelişmiş ülkeleri ve  gelişmekte olan en büyük ülkelerinin tamamı ilk defa sera gazı emisyonlarını sınırlamayı kabul etti. Bu durum, dünyanın en çok sera gazı emisyonu yapan ülkelerinin tek bir hedefe doğru birleştiği bir dönüm noktası oldu.

Üzerinde anlaşmaya varılan emisyon indirimleri hala bilimsel olarak yeterli değil, fakat tüm iş faaliyetlerinin şu andaki gibi devam ettiği iklim değişikliği senaryoları ile karşılaştırıldığında emisyonlarının azaltılmasında büyük bir ilerleme oldu.

Ama STK’ların ve basının üzerinde durduğu nokta toplantıda nelerin olmadığıydı. Toplantıda tam açıklanmış ve yasal bağlayıcılığı olan bir anlaşma sağlanmadı.

Bu önemli mi?

Bu sizin bakış açınıza bağlı. Kyoto protokolü güzel yazılmış, tam hukuken bağlayıcılığı olan uluslararası, benzer bağlayıcılığı olan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin bir alt anlaşmasıydı. Fakat, ABD tarafından onaylanmadığı ve Rusya tarafından çok geç olana kadar imzalanmadığı için, hedeflerine hiç  ulaşamadı. Ve Kyoto kapsamındaki taahhütlerini karşılamayan başarısız ülkelerin hiçbiri için bir yaptırım olmadı.

Diğer taraftan, Kopenhag anlaşması 2009 yılında BM tarafından tam olarak kabul edilmedi. Fakat ertesi yıl Cancun anlaşmaları şeklinde onayladı. Bu nedenle, Kopenhag anlaşması yeşil gruplar tarafından bir başarısızlık olarak görüldü.

Ama  dünya liderleri tarafından imzalanan bir belge şeklinde Kopenhag’da kabul edilen hedefler hala ayakta duruyor.

Paris’te neler konuşulacak?

En büyük emisyona sahip ülkelerin zaten taahhütte bulunduklarını biliyoruz. AB ülkeleri, 2030 yılına kadar emisyonlarını, 1990 seviyelerine göre %40 oranında azaltacaklar. ABD ise 2025’e kadar, emisyonlarını 2005 seviyelerine göre %26-28 oranında azaltacak. Çin, 2030’da emisyonlarının zirve yapacağını kabul edecek.

Mart sonunda sürenin dolmasına rağmen, Hindistan dahil diğer önemli ülkelerin, kendi hedeflerini ortaya koyması gerekiyor.

Eğer başlıca ülkelerden taahhütler cepte ise, bu Paris’te anlaşmaya varılacağı anlamına mı geliyor?

Durum hiç de öyle değil. Emisyon azaltmalarının dışında diğer bir önemli konu: finans. Yoksul ülkeler, zengin ülkelerden sera gazı emisyonlarını azaltmak için yeşil teknolojiye yatırım yapmalarını sağlamak ve iklim değişikliğinin olası hasarlarına karşı altyapılarını geliştirmek için mali yardım talep ediyor.

Bu, oldukça tartışmalı bir konu. Finans durumunun yalnızca son birkaç dakikada konuşulduğu Kopenhag’da, zengin ülkeler 30 milyar dolar finansal destek sağlayacaklarını ve 2020 yılına kadar da yılda en az 100 milyar dolar finansal akım sağlanacağını bildirdiler.

Yoksul ülkeler 2020 yılından sonra da benzer taahhütler duymak istiyorlar ama bunun nasıl yapılacağı konusunda güçlü anlaşmazlıklar var. Bazıları, tüm paranın zengin ülkelerce sağlanmasını istiyor, fakat bu hükümetler ise sadece kamu gelirlerinden böyle bir finansmanı sağlayamacakları konusunda kararlılar. Dünya Bankası gibi uluslararası kalkınma bankalarının bu finansmanı saptamada rol oynamalarını ve  gelecek finansmanın çoğunun özel sektörden gelmesini istiyorlar.

Bu konuda anlaşmak hala mümkün, ama bu durum Paris anlaşması önündeki en temel engellerden biri olacak gibi gözüküyor.

Dünya liderleri Paris’e gidecek mi?

Hayır. Barack Obama ve Çin Başbakanı Wen Jiabao da dahil olmak üzere dünya liderleri, Kopenhag zirvesine katıldı ama bu konferans sonundaki kaos ve suçlamalarla yeterince utanç yaşadılar. Bu yüzden geri gelmeyecekler. Paris zirvesine, ülkelerinin adına bir anlaşma imzalama gücüne sahip, tüm dünyanın hükümetlerinin, üst düzey bakanları katılacak.

Fransız hükümeti adına, konferans, dışişleri bakanı Laurent Fabius ve çevre bakanı Segolene Royal önderliğinde yürütülecek, ancak Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande de önemli bir rol oynayacak. Bir anlaşma sağlanabileceğine inanıyorlar.

Paris’ten önce başka ne bekleyebiliriz?

Pek çok şey. Konferanstan önce bir dizi toplantı olacak. Mayıs ayı sonlarında, önde gelen özel sektör şirketleri ve hükümet yetkilileri iş ve iklim zirvesinde toplandı. Haziran ayında, Bonn’da müzakere metninin temel ayrıntılarını tartişmak için toplanılacak. Temmuz ayında bilim insanlarından oluşan bir kurul, Eylül ayında ise BM yılılık genel kurul toplantısının bir parçası olarak dünya liderleri toplanacak. Sonbahar boyunca da yetkililer, sivil toplum kuruluşları, bakanlar, müzakerecilerden oluşan pek çok toplantı düzenlenecek.

BM ayrıca bu sonbaharda, ülkelerin “sürdürülebilir kalkınma hedefleri” koymaları için baskı yapıyor. Bu hedefler, temiz suya ve temizlik hizmetine erişim, enerji, cinsiyet eşitliği, eğitim ve sağlık gibi konuları içeriyor. Bu sürdürülebilir kalkınma hedefleri, dünyanın iklim değişikliği hedeflerini karşılayıp karşılamadığı ve bunu yoksul ülkeler için de adil bir şekilde sağlayıp sağlayamadığı konusunda derin bir etkiye sahip.

Bu yıl, uluslararası ilişkiler için önemli bir yıl olacak. Eğer ülkeler iklim, ekonomik kalkınma, sosyal ve çevresel konularda üzerinde adil hedeflerde anlaşabilir ve bunu işbirliği ruhu içinde yapabilirlerse,  bu gelecekteki gelişim için iyi bir işaret olacaktır.

Ancak, Fransız Cumhurbaşkanı François Hollande’nin Mayıs ayı sonunda delegelere söylediği gibi, bu ancak “mucize” olmasını ummaktır.

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Çevre HaberleriComments (0)

TEMİZ ÇEVRE DERNEĞİ 03.03.2013 GÜNLÜ TOPLANTI NOTLARI


Geniş katılımlı olarak 03.03.2013 günü saat 10.00’da Üniversite Sosyal Tesislerinde kahvaltıda buluşuldu. Toplantı çok neşeli ve verimli geçti.

 

Yusuf Demir ve ressam Mukadder Öztürk birlikte söz aldı. 01.05.2013 ile 08.05.2013 tarihleri arasında Muratpaşa Belediyesi Aydın Kanza Parkı sergi salonunda Temiz Çevre Derneği yararına bir sergi düzenleneceğini, bu sergide satılan eserlerin paralarının derneğe ait olacağını belirtti. Kendilerine çalışma ve gayretleri nedeniyle teşekkür edildi.

Bu ay Çetin Topaç’ın göstermiş olduğu gayret takdir ve taltif edildi. Söz aldı ve daha önce arkadaşlara özetlerini gönderdiğimiz Kent Konseyi Toplantıları hakkında bilgi verdi. Ayrıca Antalya Bölgesindeki Taş Ocakları listesini nasıl alabildiğine ilişkin öyküsünü anlattı. Bu öykünün sonunda Temiz Çevre Derneği olarak yasalara aykırı izinler alan ve yasalara aykırı faaliyette bulunan ocak işletmelerine ilişkin olarak dava açılmasının zorunlu olduğu anlaşıldı. Bu hususta Av.Polat Sadak’a görev verildi.

 

Aslı Altan söz alarak; Kent Konseyi toplantısında Konyaaltı Kaymakamının daha önce kültür ve sergi alanı olarak planlamaya alınan üstü açık yivli minarenin bulunduğu alanın da cami olması önerisinde bulunduğunu, ancak bu teklifin çok soğuk karşılandığını, bu sebeple de toplantıyı terk ettiğini anlattı. Yusuf Demir söz alarak; Kaleiçindeki bu alanın daha önce kültür ve sergi merkezi olarak planlanıp onaylandığını, daha sonra bu onaya rağmen kimsenin haberi olmaksızın yeni bir proje ile cami alanı olarak onaylandığını, oysa bu çevrenin turistik dokusu itibariyle cami olmasının mümkün olmadığı gibi dokuz adet camiden beş adetinin hiç cemaati olmadığı için kapandığını, üstü açık olan bu tarihsel mekanın üstünün kapatılmasının da mümkün olmadığını belirtti.

 

Mete Yüksel; Antalya Belediyesi tarafından Antalya için verilen Alo Atık hattının 174 ve doğrudan telefon nosunun 247 00 08 olduğunu, bu telefon ile katı atıklar için telefonlaşılabileceğini bildirdi.

 

Corpus’dan Aysu Sönmez söz alarak; çevre ile ilgili tüm hukuk sorunlarına cevap verecek şekilde hazırlanmış olan hukuk linkinin hazır olduğunu belirtti. Bu linkin ancak Temiz Çevre Derneği sayfasından girilerek aktif olarak kullanımının mümkün olması için Murat Altan ile işbirliği yapmasına karar verildi.

 

Birsen Şule Özaydın söz alarak; balkon yarışması projesinin genişletildiğini ve bu işi kendisinin yürüteceğini, Antalya’da bir cadde ya da sokak seçilerek Büyükşehir Belediyesi, Çiçeciler Odası, ticaret Odası işbirliği ile seçilen bölgedeki kişilere çiçek ve malzeme vermek suretiyle bir yarışma tertip edileceğini, Güç Birliği ile işbirliği yapılacağını söyledi.

 

Mutlu Kartal söz alarak; atık pillerin toplandıktan sonra nihai olarak nasıl dönüştürüldüğü konusunda hiçbir açıklamanın yapılmadığını, ayrıca Amerika’da dahi nükleer atıklar ile ilgili olarak 12 bölgede sızıntı olduğunun tespit edildiğini açıkladı. Nükleer santralarla karşı duruşun devamının zorunlu olduğunu belirtti.

 

Murat Üzüm’ün evlenme hazırlıkları nedeniyle Ankara’ya gittiğinden katılamadığı açıklandı.

 

Mustafa Şen söz aldı ve tüm karamsarlığı ile;  mevcut uygulamalar, taş ocakları sebebiyle yolların bozulduğunu Antalya’nın dokusunun geri dönülemez şekilde bozulduğunu, ayrıca şehir içi trafiğin çözümsüz hale geldiğini belirtti. Kendisine evlenmesi halinde bu sorunların bu kadar büyük görünmeyeceği bizzat evli arkadaşlar tarafından açıklandı.

 

Nezihi Temel Albayrak; kendisinin bildiği bir şelalede toplanılmasını önerdi. Halime Türkfiliz söz alarak; bir sonraki 31.03.2013 tarihinde yapılacak toplantının Manavgat Irmağında düzenelenecek bir tur ile yapılmasını önerdi. Öneri kabul edildi. Ayrıca 09.03.2013 tarihinde Antalya Ramada Otelde Dünya Kadınlar Günü sebebiyle bir eğlence tertip edileceğini, kişi başı 70.-TL bilet parası olduğunu ve bu eğlenceye dileyen arkadaşların katılabileceğini belirtti. Manavgat Irmak gezisinden sonra Nezihi Temel Albayrak’ın şelale gezisinin yapılmasına karar verildi.

 

Geleneksel hatıra fotoğrafı çektirildi ve öncelikle 09.03.2013 günlü eğlencede, sonrasında 31.03.2013’de Manavgat Irmağı turunda buluşulmak üzere ayrılındı.

 

Remziye Kartal Rosenblat

 

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in DernekComments (0)

ALAKIR ÖZGÜR AKIYOR!


Bugün itibariyle (26 şubat 2013 salı) saat 15:00’te yetkililer nezaretinde, 5 aralıkta Antalya Bölge İdare mahkemesinin Dedegöl Enerji’ye ait KÜRCE HES (Hidroelektrik Santrali) ile ilgili verdiği ‘yürütmeyi durdurma’ kararı  uygulanarak baraj kapakları açılmış ve 2 seneye yakındır suya kavuşmayı bekleyen vadideki tüm canlıların hasreti sona ererek ALAKIR ÖZGÜR AKMAYA ve vadiye can katmaya yeniden kaldığı yerden devam etmeye başlamıştır.

3 senedir (11 mart 2010’dan beri) KÜRCE HES projesinin yıkımına karşı yürüttüğümüz hukuksal mücadelede, maddi ve manevi desteğini alakırın tüm canlılarından esirgemeyerek, özveriyle, aşkla, barış ve kardeşlikle bu ‘yaşam’ mücadelesine emeğini, yüreğini koyan herkese alakırın tüm canlıları adına teşekkürler.

Ancak mücadele devam ediyor. Muhtemel tüm oyunlara karşı bu yeni süreçtede tüm farkındalığımızla uyanık kalacağız. Her an gece, güzdüz baraj kapaklarının kapatılmadığını kontrol ediyor olacağız. Bu kazanılmış haklarımıza yönelik yapılması muhtemel yeni oyunlara karşı her türlü tepkimizi göstereceğimizi ve bu yıkım projeleri tamamen vadiyi terk edene kadar tetikte olup, mücadelede kalacağımızı birkez daha bildiriyoruz.

Tüm nehirler özgürce ait olduğu tüm canlılara akmadan, tüm yaşam kaynaklarının, kültürlerin, düşünce ve eylemlerin önüne çekilmiş olan tüm barajlar yıkılmadan, insanlık onuru tekrar özgürleşmeden ne sevinebiliriz ne bir kutlama yapabiliriz nede ‘yaşam’ mücadelemizden en ufak bir ödün verebiliriz. Canlıların ve insanlığın önündeki tüm barajlar yıkılıncaya ve özgürleşinceye kadar mücadeleye devam!

ALAKIR NEHRİ KARDEŞLİĞİ

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Çevre HaberleriComments (0)

Finike Cumhuriyet Savcılığından Orman Katliamına Soruşturma


Antalya’nın Finike İlçesi’ne bağlı Alacadağ Köyü sınırlarındaki Kızılcık Yaylası’nda sedir ağaçlarından oluşan ormanlık alandaki taş ocaklarının ortaya koyduğu çevre katliamına karşın Finike Cumhuriyet Savcılığınca soruşturma başlatıldı.

 Kızılcık Yaylasındaki asırlık çam ve sedir ağaçlarının, 12 taş ocağının faaliyetleri nedeniyle kesilmesi olayı sonrası ortaya çıkan katliamın görüntüleri üzerine Finike Cumhuriyet Savcılığı harekete geçti. Dünya mirası olarak kabul edilen ve koruma altında olduğu için bir tek dalını kırana dahi hapis cezası verilen sedir ağaçları taş ocakları tarafından kökünden kesilen ağaçlar ve bölgede yaşanan olaylara ilişkin haberler ve açıklamaları ihbar kabul eden Finike Cumhuriyet Savcılığı, mermer ve taş ocağı firmaları hakkında çevreye zarar verdikleri gerekçesiyle soruşturma başlattı.

Sedir ve çam ağaçlarından oluşan ormanlık alanda yaşananları “dağ kanunu uygulanıyor” diye eleştiren ve gündeme getiren Antalya Kent Konseyi Tüketici Hakları Çalışma Grubu Başkanı Ali Ulvi Büyüknohutçu, savcılık tarafından bugün Finike Adliyesi’nde ifadeye çağrıldı.

Savcılığın haberleri ihbar kabul ederek başlattığı soruşturmanın taş ocaklarının çevre suçu işlediği iddiaları üzerine olduğunu dile getiren Büyüknohutçu, savcılığın başlattığı dava çerçevesinde şahıs olarak da firmalardan şikayetçi olduğunu açıkladı.

Büyüknohutçu, bölgede yaşanan çevre katliamına karşın savcılığın başlattığı soruşturma ve açılan davanın umut verici olduğunu belirtti.

Büyüknohutçu, “Çevrenin kurtarılması, katliamın durdurulması için önemli bir adım. Burada yaşanan katliamın, verilen mücadelenin doğru olduğunu gösteriyor. Sayın Bakan Veysel Eroğlu her ne kadar ’o bölgeyi biliyorum’ dese de bildiğini sanmıyorum. Eğer gerçekten bilse, görse “orada ağaç kesilmiyor” demezdi. Birileri yanlış yönlendiriyor. Sayın bakana önerimiz, gelsin kesilmiş ağaçların köklerini gösterelim. Fotoğraflarda da oldukça açık katliamın boyutu” diye konuştu.

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Çevre HaberleriComments (0)

TEMİZ ÇEVRE DERNEĞİ 27.01.2013 TARİHLİ TOPLANTI NOTLARI


27.01.2013 günü saat 10.00’da Akdeniz Üniversitesi Sosyal Tesislerinde kahvaltıda toplanıldı. Fatih Bey yine her zamanki jestini yaptı (ki bu durum bir bağımlılık yaratmış durumda) ve simitlerle geldi.

 

Birsen Özaydın; Antalya’da derneklerin katılımını temin eden Güçbirliği Toplantılarına derneğimiz adına düzenli olarak katıldığını belirterek son toplantıda; Antalya Valisi ve eşi ile birlikte Güçbirliği Toplantı Grup Lideri Canan Hanım’ın önerisi ile Çiçekciler Birliği ve Antalya Belediyeleri ile işbirliği yapılarak “En güzel balkon yarışmasının” daha katılımlı olarak düzenlenmesi için bir komite kurulacağını, bunun için görüşmeler yapılacağını belirtti. Kendisinin bu toplantılara katılacağını ve sonrasında bilgilendireceğini belirtti. Ayrıca Antalya Çığlık’ta yeni bir çöp dönüştürme merkezinin kurulacağı haberini verdi. Ancak detaylarının henüz belli olmadığını belirtti.

 

Çetin Topaç söz alarak “Kent Konseyi toplantılarına düzenli olarak derneğimiz adına katıldığını, devam edeceğini” belirterek çalışma özetini sundu: “15-01-2013 tarihindeki Kent Konseyi Çevre Grubunda Maden ve Taş Ocaklarının çevresel etkileri görüşüldü.

Saklıkentden Korkuteline kadar 15 taş ocağının olduğunu belirtiler. Ayrıcada Gazipaşadan Kaş’a kadar yine taş ocakları konusunda şikayetlerin olduğu söylendi. Finikede bir taş ocağının su kaynakları üzerinde kurulduğu tespit edildikten sonra şikayet üzerine bu taş ocağının mahkeme kararıyla kapatıldığını belirtiler.

Mermer Ocaklarının açılması ve işletilmesinde , ÇED Raporu almaya gerek olmadığı için kontrolsüz bir şekilde çok kolay açılıyor, buda çevresel zararlara sebeb oluyor.

Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığının, çevrenin korunmasına yönelik su ve hava kalitesinin denetlemesi, sorumluluğunun bilincinde olması ve taş ocaklarına ruhsat verirken daha titiz davranması gerektiği belirtildi.

Devletin; Jeoloji mühendisliği, Orman mühendisliği, Çevre mühendisliği, Maden mühendisliği ve Ziraat Mühendisliği Odalarıyla görüşüp uzman kişilerden oluşturduğu bir komisyonun, çevreye zarar vermeyecek yerlerin tespitini yaparak maden ve taş ocağı işletmeci firmalarına verilmesi sağlanmalıdır.

Maden ve Taş Ocağı işletmelerindeki, teknik ve emniyet yönünden Teknik Nezaretçilik görevini yapan maden mühendislerinin aylık ücretleri, maden ocağının sahibi tarafından verilmesinden dolayı, maden mühendisleri ocakların çevreye verdiği zararları dürüst ve gerektiği gibi denetleyemez ve rapor yazamaz diye belirtildi.

3213 sayılı Maden Kanunun, Uzman kişilerle tekrar incelenip çevreye verdiği ve verebileceği zararları tamamen veya kısmen ortadan kaldıracak tedbirler kanuna konup TBMM gönderilmesinin önemi belirtildi.

Kent Konseyi Çevre Grubuna, resmi dairelerdeki katılması gereken personellerin katılmadığı bunların katılımının sağlanması için Valilik ve Belediye’ye gerekli yazışmaların yapılacağı bildirildi.

Kent Konseyi Çevre Grubuna düzenli bir şekilde Çevre Gönüllüleri Derneği ve Temiz Çevre Derneğinin katıldığı konseyde belirtilerek takdirle karşılandı.” diyerek sözünü bitirdi.

 

Mustafa Şen söz alarak taş ocakları ve bozulan yollar ile ilgili bilgilendirdi. Derneğimizin gerek Güçbirliği toplantılarına, gerekse Kent Konsey toplantılarına taş ocakları ile ilgili sorunu taşımasının önemli olduğunu, gündem oluştuğunu, ancak yeterli olmadığını belirtti.

Sorunlu taş ocakları ile ilgili olarak gerekli davaların açılması için çalışmaların başlatılmasına karar verildi.

 

Aysu Sönmez söz alarak; çalıştığı Corpus Firmasının derneğimiz adına hazırladığı tüm içtihatlar ile birlikte çevre ile ilgili tüm mevzuatı içeren programın hazır olduğunu belirterek şifresini verdi. Murat Altan link açılacağını ve çevre ile ilgili her türlü mevzuata web sitemizden ulaşılabileceğini bildirdi. Aysu Hanım’ın bu katkısından dolayı kendisine ve şirketine bir kez daha teşekkür ediyoruz.

 

Mete Ulaş Yüksel toplantıya katılamadı ancak yapmış olduğu nükleer elektrik santralı ve atık piller ile ilgili cevapların web sayfamızdan okunabileceği, çalışmalarını gelecek toplantıda kendisi tarafından dile getirileceği belirtildi.

 

Turgay Türkfiliz; Ameraki’da “kaya gazı” ile ilgili bir üretim bulunduğunu ve bunun doğal gaza alternatif olabileceğini, bu hususta bilgi toplayarak gelecek toplantıda bilgilendireceğini söyledi.

 

Gelecek toplantının 24.02.2013 tarihinde saat 10.00’da yapılmasına karar verildi.

 

Her zamanki nezaketi ile Yusuf Bey geleneksel fotoğrafımızı çekti. Yeniden buluşmak üzere toplantıya son verildi. 27.01.2013

 

Remziye Kartal Rosenblat

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in DernekComments (0)

Atık Piller Hakkında


Hastane, okul ve benzeri yerlerde toplanan atık pillerin akıbetinin ne olduğunu araştırdık. Konuyla ilgili Antalya Büyükşehir Belediyesinin açıklamasını sizinle paylaşıyoruz.

 

35985 KAYITNUMARALI 03.01.2013 TARİHLİ ATIK YÖNETİMİ VE İŞLETMESİ ŞEFLİĞİ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜMÜZÜN KONU İLE İLGİLİ CEVABI:

MERHABA METE BEY,

ATIK PİLLERİN TOPLAMA, TAŞIMA VE BERTARAF İŞLEMLERİNDEN SORUMLU BİRİM ATIK YÖNETİMİ VE İŞLETME ŞUBA MÜDÜRLÜĞÜDÜR. BUNUNLA BİRLİKTE İLÇE BELEDİYELERİN ÇEVRE MORUMA/TEMİZLİK İŞLERİ MÜDÜRLÜKLERİDE AYNI KONULARDA ÇEŞİTLİ ÇALIŞMALARI YÜRÜTMEKTEDİR.

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ OLARAK BİZLER ÖZELLİKLE ATIKLARA İLİŞKİN OKULLARDAKİ EĞİTİM FAALİYETLERİMİZİ GENİŞLETEREK ATIK PİLLERİN ZARALARI VE TOPLANMASININ ÖNEMİ KONUSUNDA ÇOCUKLARA EĞİTİMLER VERMEKTEYİZ.OKULLARA BIRAKTIĞIMIZ “ATIK PİL TOPLAMA KUTULARI”İLE TOPLAMA FAALİYETİNE TEŞVİK EDİYORUZ.ŞEHRİMİZDE BAŞTA HASTANE VE OKULLAR OLMAK ÜZERE ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ, ECZANE VE ÇEŞİTLİ KAMU KURUMLARINDA ATIK PİL TOPLAMA KUTULARI MEVCUTTUR.

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYEMİZİN 247 00 08 NUMARALI ALO ATIK HATTI ARANDIĞI TAKDİRDE ATIKLARINIZ ALINMAKTADIR. TOPLANAN PİLLER TÜRKİYENİN TAŞINABİLİR PİL ÜRETİCİLERİ VE İTHALATÇILARI DERNEĞİ (TAP)’a KARGO İLE GÖNDERİLMEKTEDİR. ATIK PİLLER BURADAKİ GERİ DÖNÜŞÜM TESİSİNDE ÖZELLİKLERİNE GÖRE AYRILARAK DEĞERLİ, KULLANILABİLİR PARÇALARI AYRILMAKTA CEP TELEFONUNDAN SAATE VE ÇEŞİTLİ EŞYALARA KADAR HAM MADDE OLARAK KULLANILABİLMEKTEDİR.KULLANILAMAZ KISIMLARI İSE BERTARAF EDİLMEKTEDİR.

BİLGİLERİNİZE RİCA EDERİZ.

YİNE BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İNTERNET SİTESİNDE KONUYLA İLGİLİ ŞU BİLGİLER YER ALMAKTA.

31.08.2004 tarih ve 25569 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Atık Pil ve Akümülatörlerin Kontrolü Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde;

Antalya Büyükşehir Belediyesi koordinatörlüğünde ilçe belediyeler ve TAP (Taşınabilir Pil Üreticileri ve İthalatçıları Derneği İktisadi İşletmesi ) arasında 2015 yılına kadar geçerliliği olan “Atık Pillerin Toplanması, Taşınması ve Bertarafı Projesi Uygulama Protokolü” imzalanmıştır. İmzalanan protokol ile ilgili belediye sınırları içerisindeki atık pillerin çevreyi kirletmeyecek şekilde, doğrudan ve dolaylı olarak alıcı ortama verilmesinin önlenmesi için evsel ve diğer atıklardan ayrı toplanması ve bertarafının yapılması amaçlanmaktadır. İmzalanan protokoller kapsamında yıl boyu toplanan atık piller TAB tarafından teslim alınarak geri kazandırılmakta ve doğaya zararı önlenerek ekonomiye de katkı sağlamaktadır.

Bu kapsamda atık pillerin toplanması amacıyla belediyemize ait toplama aracı mevcuttur.

Atık piller ve toplama yerleri ile ilgili ayrıntılı bilgi almak ve toplu yaşam alanları için atık pil toplama kutusu talep etmek için  247 00 08 numaralı Alo Atık Hattını arayınız.

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Haberler ve YazılarComments (0)

TEMİZ ÇEVRE DERNEĞİ 25.11.2012 GÜNLÜ TOPLANTI NOTLARI


TEMİZ ÇEVRE DERNEĞi  25.11.2012 GÜNLÜ TOPLANTI NOTLARI

25.11.2012 günü saat 10.00’da Atatürk Kültür Parkı içerisindeki Yengeç Cafe’de kahvaltıda buluşuldu. Fatih Vural Kütük her zamanki gibi lezzetli simitler ile geldi. Tezahürat yine büyüktü. Mekan çok güzeldi.

 

Başkan Remziye Kartal açılış yaptı. Taş-mermer ocakları hakkında yapılan bilgilendirmede:

– Enerji ve Taibi Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğünün maden çıkarma ruhsatını verdiğini, 13 ayrı kurumdan izin alındığını, ancak kurumların formalite olduğunu, yalnızca Tarım İl Müdürlükleri ile Orman Müdürlüklerinin ciddi olarak incelemelerinin olduğunu, ancak özel sektörün her türlü boşluğu değerlendirdiğini ve çok kez bu kurumları da aştığını açıkladı. Maden ruhsatı alındıktan sonra işletme ruhsatının eski Özel İdare yeni ismi kentsel vs. olan ve valiliğe bağlı Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı tarafından verildiğini, bu kurumun maden çıkarma ruhsatı olan şirketlere işletme izni verirken ancak işletme koşullarına bakıldığını belirtti. İşletme ruhsatı biriminin;  maden çıkarma iznini bakanlığın harita üzerinden verdiği ve yerel koşulları değerlendirmediği için şikayetci olduğunu, yerel yönetime yani Büyükşehir Belediyelerinin kontrolüne verilmesi halinde maden çıkarma izninin denetiminin daha kolay olabileceğinin önerildiğini belirtti.

 

– 5000.-m3’ün altındaki üretimlerde Çevresel Etki değerlendirme (ÇED) raporu istenmediği için büyük boşluk oluştuğunu ve pek çok yerde ancak iş makineleri geldiğinde vatandaşın haberi olduğunu, tepki ve önlemler alınana kadar da her yerin delik deşik hale geldiğini, Çevresel Etki ve Değerlendirme Yönetmeliğine ek madde konularak 5.000.-m3 altında da olsa her türlü maden ruhsatı için raporun alınması halinde denetimin mümkün olabileceğini açıkladı.

 

– Ancak pek çok alandaki maden ruhsatının ormana ait sahadan verildiği için Orman İşletme Müdürlüğünün “olmaz” demesi halinde kestirmeden de sorunun çözümlenebileceğini, ancak bu konuda dernek olarak bir bilgilenme çalışmasından sonra gerekli girişimlerin yapılmasını belirtti.

 

– Daha önce dere yataklarına verilen ruhsatların oluşan sivil baskı sayesinde özellikle köylerde halkın ve muhtarların şikayetleri sonucunda artık verilmediğini ve yasak olduğunu, Orman Bölge Müdürlüğüne derneği temsilen ziyaret edip bir görüşme yapılmasını önerdi.

– Antalya Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı ile yaptığı görüşmede edindiği bilgiye göre; Orman Bakanlığının maden ruhsatı ve işletme izni alınırken ağaç bedeli aldığını, 23.07.2007 TARİH VE 26470 SAYILI Resmi Gazetede yayınlanan “ORMAN SAYILAN ALANLARDA VERİLECEK İZİNLER HAKKINDA YÖNETMELİK” hükümlerinin 13.maddesinde maden araması yapılan sahalalarının düzeltilmesi ile ilgili zorunluluk bulunduğunu ancak bunun uygulamaya neden konulamadığına ilişkin olarak yine Orman Bölge Müdürlüğünden bilgi alınmasını önerdiklerini açıkladı.

            “ Petrol ve maden tesis izinlerinden alınacak bedeller

             MADDE 13 – (1) Petrol ruhsatlı sahalarda yapılacak tesis izinlerinden;

a) Ağaçlandırma bedeli,

b) Bu Yönetmeliğin 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendinde belirtildiği şekilde arazi izin bedeli,

c) Orman köylüleri kalkındırma geliri,

ç) Ağaçlandırma ve erozyon kontrolü geliri

alınır.

(2) Maden ruhsatlı sahalarda yapılacak tesis izinlerinden; ağaçlandırma bedeli alınır. Ayrıca;

a) Bir ruhsat sahası içerisinde muvafakatı ve izni devam eden arama, işletme ve tesis izin sahalarının toplamının beş hektarı geçmesi halinde geçen kısım için, bu Yönetmeliğin 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendinde belirtildiği şekilde arazi izin bedeli,

b) Her türlü altyapı tesis izinleri ile bir ruhsat sahası dışında daha önce verilmiş tesis izinlerinden bu Yönetmeliğin 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendinde belirtildiği şekilde beş hektar kısıtlaması aranmaksızın arazi izin bedeli,

alınır.

(3) Müteakip yıllara ait arazi izin bedelleri Devlet Planlama Teşkilatınca her yıl belirlenen deflatör katsayısının bir önceki yıl arazi izin bedeli ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın önceki yıl arazi izin bedeline ilavesi suretiyle tespit edilerek, olur tarihi esas alınarak her yıl tahsil edilir.”

 

–         Maden sahalarına gidip-gelen ağır tonajlı araçların köy yollarını, yine orman

yollarını harap ettiğinin gözlemlendiğini, araçların tonaj kontrolünün Özel İdarenin yetkisi altında iken hasıraltı edildiğini, bu konuda tüm bağlantı noktalarına tonaj kontrolü için kantarların konulması konusunda da ilgili mercilerin uyarılması gerektiğini belirtti.

 

–         Çok küçük bir kısmın menfaati için özellikle yakın çevrede Kumluca, Finike,

Korkuteli-Kızılcadağ  Bölgelerinden sözlü olarak çok yakınma bulunduğunu, herkesin durumu görmesine rağmen yazılı başvuruda bulunmadıklarını ancak derneğin 2012-2013 yılı gündeminde bu hususun değerlendirilmesinin zorunluluğunu anlattı.

 

Mustafa Şen söz alarak; yeni yürürlüğe giren Büyükşehir Belediyesi yasası nedeniyle idari yapının değişeceğini, bu yasayı olumlu olarak değerlendirdiğini, belediyenin gücünün valilik il sınırları çevresine yayılacağını, bu değişimin de takip edilmesi gerektiğini, ayrıca 5.000.-m3 altında dahi olsa her türlü maden çıkarma izninin ÇED raporuna bağlanmasının zorunlu olduğunu, bu hususta yönetmeliğe bir madde eklenmesi için gerekli çalışmanın yapılmasının zorunlu olduğunu, Karadeniz Bölgesinde taş ocaklarının halkın direnimi ile bir bir kapatıldığını belirtti.

 

Fikret Özaydın ve Fatih Vural Kütük’ün bu konuda Orman Bölge Müdürlüğüne giderek bilgi edinmelerine, gelecek toplantıda edindikleri bilgileri bizlere aktarmalarına karar verildi.

Birsen Şule Özaydın söz alarak Güçbirliği toplantılarına bu konuyu taşıyacağını ve gerekli desteği temin edeceğini belirtti. Uluslar arası Antalya Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi Avrupa Toplulukları Araştırma ve Uygulama Merkezi İşbirliği ile 3-8 Aralık 2012 tarihleri arasında düzenlenecek “Avrupa Birliği 62.Sertifika Programı”na uygun görülen bir üyemizin katılımları ile ilgili olarak Güçbirliğine hitaben hazırlanan yazının Antalya Vali yardımcısı Recep Yüksel’in imzası ile Güçbirliğine gönderildiğini, bir üyemizin bu sertifika programına katılabileceğini, rertifika programının konusunun, yapılacağı yeri ve saatlerini öğrenip bildireceğini belirtti.

 

Birsen Bahad söz alarak; bu toplantının sloganının “BU GEZEGEN BİZİM” olmasını önerdi ve oybirliği ile kabul edildi. Atık pillerin toplanması ile ilgili olarak Muratpaşa Belediyesi ile yapmış olduğu görüşme notlarını iletti. Marketlerde ve toplanma yerlerindeki pillerin belediye tarafından alındığını, ancak Antalya’da her hangi bir atık depolama yada atığın işlendiği merkezin olmadığını beyan ettik.

 

Mutlu Kartal söz alarak; atık pillerin içerisindeki çinko, nikel kadminyum ve cıva gibi ağır metallarin toprak ya da suya çok kolay karıştığını ve tüm canlı organizmaları zehirlediğini, bu sebeple bu atıkların kesinlikle doğrudan doğaya bırakılmaması gerektiğini, son onbeş yıl içerisinde Avrupa Birliği uygulamalarında bunların ayrıştırılıp geri dönüştürülmesi için tesislerin yapıldığını, TAP isimli bir kuruluşun bunları topladığını ve İstanbul’a gittiğini ancak bu aşamadan sonra ne olduğunun bilinmediğini, atık pil toplama ile ilgili olarak son derece ciddi ve detaylı bir yönetmelik olduğunu, muhtemelen Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde bunların adapte edildiğini açıkladı. Bu konuda muhtemelen Avrupa Birliğinin atığı teslim alırken bir destek ödemesinin bulunması sebebiyle Türkiye’de faaliyetin yaygınlaştığını, dernek olarak bu işin de yapılabileceğini belirtti. Katılanlar bu konunun da gelecek toplantılarda değerlendirilmesini, belki de derneğimizin faaliyeti çerçevesinde bu toplama işinin yapılabileceğini, mevzuatın araştırılmasını önerdiler. Bu öneri katılanların oybirliği ile kabul edildi. Konu ile ilgili olarak “www.tap.org.tr” sayfasından detaylı bilgi edinilebileceğini belirtti.

 

Üyemiz Osman Yakıcı’nın misafiri Zeki Rumela söz alarak; atık suların ozon yöntemi ile temizlenmesine ilişkin yeni teknoloji ve ürünlerini tanıttı. Pierre Rosenblat göletin temizliği ve sistemin tanıtılması için 01.12.2012’de kendisini evine davet etti. Bu konuda deneyim ve bilgilendirmenin gelecek toplantılarda paylaşılmasına karar verildi.

 

Çok önemli mazereti olmadıkça her toplantıya katılan Zeynep Toktaş ve Nebi Toktaş katılanların oybirliği ile derneğimiz üyeliğine kabul edildi.

 

28.12.2012 günü saat 14.00’de yapılacak olan tarımsal ilaçların çevresel etkileri ile ilgili Kent Konseyi toplantısına derneğimizi temsilen Çetin Topaç’ın katılmasına karar verildi.

Bir sonraki toplantı gününün 30.12.2012’ye geldiği dikkate alındığında yeni yıl kutlama programları olan arkadaşların katılamayacakları öngörülerek, ayrıca bir kısım arkadaşların da hep birlikte yeni yılı karşılamak istedikleri anlaşıldığından;  bazı üyelerimiz 23.12.2012 günü kahvaltı olarak değil ancak fixmenü anlaşması yapılarak bir restaurantta saat 14.00’de buluşularak kutlama yapılmasını önerdi. Çok yoğun geçen toplantıda bu konuda bir fikir birliğine varılamadı. İnternet aracılığı ile önerinin değerlendirilerek toplantı gününün tespitine karar verildi.

 

Yine Yusuf Demir her zamanki nezaket ve zerafeti ile fotoğraflarımızı çekti. “BU GEZEGEN BİZİM” sloganı ile toplantıyı sonlandırdık. 25.11.2012

 

 

Remziye Kartal Rosenblat

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Toplantı KararlarıComments (0)

TÇD’den Afişli Eğitim


Yusuf DEMİR ANTALYA(Anayurt)- Temiz Çevre Derneği (TÇD) üyeleri, üzerinde ‘ Doğayı Seviyoruz’, ‘Doğamızı Koruyalım’, ‘Nefes Aldığımız Piknik Alanlarımızı Kirletmeyelim’, ‘Atık Maddeler İçin Doğada Çözünür Poşet Kullanalım’, ‘Denizlerimiz Kirlenmesin’, ‘Ormanlarımız Kül Olmasın’, ‘Tarihimize Sahip Çıkalım’, ‘Gürültüsüz Sakin Bir Çevre de Yaşayalım’, ‘Trafik Kurallarına Dikkat Edelim’, ‘Yollarımızı Güvenli Hale Getirelim’,  ‘Evlerimizin Balkonlarını, Pencelerini Çiçeklendirelim’, ‘Çocuklarımıza Yaşanır Temiz Bir Çevre Bırakalım’ gibi sloganlar yazılı olan ve birbirinden güzel fotoğraflarla da desteklenen afişler hazırladı. Eğitici ve bilinçlendirici özellikteki afişler, İlköğretim okullarına dağıtılacak, şehir merkezinde birçok noktaya, piknik alanları ve plajlara asılacak. TÇD Başkanı Avukat Remziye Kartal Rosenblat, Antalyalıların temiz bir çevrede mutlu yaşamalarını sağlamak amacıyla, Büyükşehir, Muratpaşa, Konyaaltı, Kepez, Döşemealtı ve Aksu belediyeleriyle işbirliği çalışması başlatıldığını söyledi. TÇD’nin hazırladığı projelerin belediyelere önerildiğini belirten Rosenblat, dünyamızı etkileyen küresel iklim değişikliklerine de dikkat çekti. Rosenblat, “Küresel ekonomik krizden daha büyük bir felaket olarak nitelenen küresel iklim değişikliklerine karşı uzmanlar ‘tehlike çanlarını’ çalarken, toplum olarak duyarsız kalmamız üzücü. Yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri el ele verip, çocuklarımızın geleceğini kurtarmalıyız” dedi. Rosenblat, Antalya’nın güneşinin enerjiye dönüştürülmesini de istedi.

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Çevre HaberleriComments (0)


Ekim 2021
P S Ç P C C P
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Döviz Kurları

Hava Durumu

Hava, 29 Mayıs
Antalya’deki Hava Durumu
+18

Yük.: +26° Düş.: +16°

Nem: 72%

Rüzgar: ESE - 11 KPH

İstanbul’deki Hava Durumu
+17

Yük.: +21° Düş.: +16°

Nem: 87%

Rüzgar: SW - 10 KPH

İzmir’deki Hava Durumu
+14

Yük.: +27° Düş.: +17°

Nem: 93%

Rüzgar: SSW - 6 KPH

Ankara’deki Hava Durumu
+13

Yük.: +22° Düş.: +8°

Nem: 81%

Rüzgar: WNW - 14 KPH

Vizyon