Tag Archive | "temiz çevre derneği"

Temiz Çevre Derneği 05.05.2019 Tarihli Toplantı Notları


05.05.2019 tarihinde LTK Tenis Klubünde buluşuldu. Börekler, kekler, kahvaltılıklar eşliğinde güzel bir kahvaltı yapıldı. Aslı Altan söz ltkalarak; bu yılki yarışmanın seçmelerinin yapıldığını ve dereceye girenlere bilgi verildiğini, ödül dağıtımının 01.06.2019 tarihinde saat 14.00’de Akdeniz Üniversitesi Sosyal Tesisleri küçük konferans salonunda yapılacağını açıkladı. Ayrıca kendisi tarafından derneğimiz adına üretmiş olduğu ahşap çiçekli panoları dağıttı. Bağış amacı ile gerekirse satılabileceğini belirtti.

Leyla Cihan söz alarak İstanbul’da açılan yeni hava limanı hakkındaki gözlemlerini dile getirdi. Hava limanında tüm işçiliklerin düşük kalitede olduğunu, otobüs durak ve apron mesafeleri ile valizlerin alındığı mesafelerin çok uzak olduğunu, bu yüzden uçak saatlerine yetişemeyen pek çok yolcu bulunduğunu belirtti. Murat Altan devam ile “Havis” isimli şirketin işlettiği otobüslerin 21.-TL karşılığında Zeytinburnu ve Taksim dağıtım noktalarına kadar yolcuları taşıdığını, Avrupa Yakasındaki bu mesafenin 1,5 saat kadar sürdüğünü belirtti.

Ayşe Topaç Kent Konseyi Toplantısına katıldığını ve Türk Deniz Araştırmaları Vakfı yetkilisi biyolog Elif Hanım’ın açıklamalarının korkutucu olduğunu belirtti. Antalya sahil şeridinde denizin ısınması sebebiyle Kızıldeniz’den Süveyş Kanalından geçerek gelen sıcak deniz balıkları olan Aslan Balığı ile Balon Balığının çok zehirli olduğu, bu balıkların vücuda dokunması neticesinde şok geçirilip ölünebileceğini, suyun ısınması sebebiyle çok fazla miktarda denizanası ürediğini, suyun sıcaklığının düşmesi durumunda bu canlıların üremeyeceğini, ancak suyun sıcaklığı düşmediği için üreme periyotlarının da sıklaştığını belirtti. Pierre Rosenblat söze devamla; iklim değişikliği sebebiyle suyun ısınması sonucunda hem Cebelitarık hem de Süveyş Kanalından normalde okyanuslarda yaşayan köpekbalığı türlerinin Akdenize geçtiğini belirtti.

Aslı Altan 2018 yılında Türk Deniz Araştırmaları Vakfının konferansına katıldığında edindiği bilgilere göre ” Dünya 2 derece ısındığında buz tabakalarının erimesi sebebiyle okyanusların ısınması ve kar örtüsünün azalması sonucu oluşacaktır. Bunun sonucunda deniz seviyesinin yükselmesi, canlıların uyum sağlamasına vakit kalmayan ani iklim değişiklikleri meydana gelecektir. Dünya 4 derece ısındığında ise kıyı kentleri sular altında kalacak ve içilebilir temiz su sıkıntısı ile birlikte canlı varlıkların uyum sağlayamayacağı sıcak hava dalgaları oluşup insan nüfusunun büyük kısmı yok olacaktır. ” dedi.
Kamil Topaç söz alarak “Konyaaltında denize girdikleri yerde poşet atığı zannettikleri şeylerin çok büyük ve daha önce hiç tanık olmadıkları ölü denizanası olduğunu öğrendiklerini” belirtti.

Ortak dile getirilen kaygı ile “turist sayısındaki artışın biyokirliliği artırdığı, özellikle tam arıtma yapılamaması sebebiyle sular vasıtası ile denize karışan biyolojik atıkların aslan balığı, balon balığı, deniz kestanesi, deniz çıyanı, denizanası gibi canlılar için beslenme zincirinde zenginlik oluşturup yılda iki kez üreyen canlıların sürekli olarak ve daha sık zamanlarda ürediğinin tespit edildiği, mavi bayrakların bu canlıların varlığı gözardı edilerek verilmesi sebebiyle ileride deniz aktivitelerini gerçekleştirenlerde ciddi zehirlenmeler ve ölümlere sebep olabileceği belirtildi. ”

Hastanelerde her çeşit zehirlenmenin böcek ısırması kategorisine alınarak ciddi bir çalışma ve araştırma yapılmadığı, denizdeki bu canlılar sebebiyle meydana gelecek zehirlenmelerde soğuk su değil olabildiğince sıcak su ile ısırılan ya da dokunulan yerin yıkanması gerektiği, olabildiğince kapalı giysiler ile yüzülmesinin riski azaltabileceği, özellikle kalp ve çevresinin kapatılması gerektiği belirtildi.

İklim değişikliğinin etkilerinin uzak bir gelecekte olmadığı ve yaşantımızı şimdiden etkisi altına aldığının tartışmasız olduğunun altı çizildi.

Pierre Rosenblat “Avrupa’da benzin ve mazotlu tüm araçlarda kullanılabilecek şekilde bir aparat ile yakıtlarda hidrojen karıştıran ve zararlı atıkları %20 ila %30 arasında düşürecek bir teknolojinin geliştirildiğini, ileride hidrojenin tümüyle kullanılabileceği araçlara geçilebileceğini, hidrojenin oluşturduğu metal korozyonunun seramikten yapılacak silindir ve içten yanmalı motorlar ile çözümlenebileceğini, böylelikle özellikle metropollerde oluşan yüksek hava kirliliğinin azaltılmasının hedeflendiğini ” belirtti.

Tüm bu sorunlar turizm açısından da ele alındığında yatırımcıların yeterli bilince sahip olmayıp yatırımlarını koruyacak önlemleri yalnızca kısa vadeli düşündükleri, çok ucuza pazarlanan ve yalnızca yabancı para girişli, borç ödeme vizyonlu bir turizm anlayışı sonucunda kitle halinde gelen insanların tüm doğamızı ölçüsüz tüketeceği, aşırı kullanılan temiz su, kirletilen bir deniz ve tüketilmiş tarımsal alanlar ile başbaşa kalabileceğimizi, iklim değişikliği sebebiyle antik şehirlerin de harap olup zarar görebileceğini ve bunların da doğrudan yatırımlarını etkileyeceğini kavramadıklarının altı çizildi.

Bu hususta bir basın açıklaması yapılmasına, 15 Mayıs 2019 tarihinde Antalya’da kurulan deniz Müzesine katılabilecek arkadaşlara duyuru yapılmasına, 01.06.2019 tarihinde ödül töreninde buluşulmasına, bu buluşmadan sonra ara verilerek Eylül 2019’da toplanılmasına karar verildi.

Hatıra fotoğrafı çektirilerek toplantıya son verildi. 05.05.2019

Remziye Kartal Rosenblat

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Aktivite Duyuruları, Çevre Haberleri, DernekComments (0)

Böcekten tiksinen anne, yılandan nefret eden baba olmayın


Başkanımızın Hürriyet gazetesi için yazdığı köşe yazısına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.hurriyet.com.tr/bocekten-tiksinen-anne-yilandan-nefret-eden-baba-olmayin-40022440konuk_yazar

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Haberler ve YazılarComments (0)

TEMİZ ÇEVRE DERNEĞİ 03.03.2013 GÜNLÜ TOPLANTI NOTLARI


Geniş katılımlı olarak 03.03.2013 günü saat 10.00’da Üniversite Sosyal Tesislerinde kahvaltıda buluşuldu. Toplantı çok neşeli ve verimli geçti.

 

Yusuf Demir ve ressam Mukadder Öztürk birlikte söz aldı. 01.05.2013 ile 08.05.2013 tarihleri arasında Muratpaşa Belediyesi Aydın Kanza Parkı sergi salonunda Temiz Çevre Derneği yararına bir sergi düzenleneceğini, bu sergide satılan eserlerin paralarının derneğe ait olacağını belirtti. Kendilerine çalışma ve gayretleri nedeniyle teşekkür edildi.

Bu ay Çetin Topaç’ın göstermiş olduğu gayret takdir ve taltif edildi. Söz aldı ve daha önce arkadaşlara özetlerini gönderdiğimiz Kent Konseyi Toplantıları hakkında bilgi verdi. Ayrıca Antalya Bölgesindeki Taş Ocakları listesini nasıl alabildiğine ilişkin öyküsünü anlattı. Bu öykünün sonunda Temiz Çevre Derneği olarak yasalara aykırı izinler alan ve yasalara aykırı faaliyette bulunan ocak işletmelerine ilişkin olarak dava açılmasının zorunlu olduğu anlaşıldı. Bu hususta Av.Polat Sadak’a görev verildi.

 

Aslı Altan söz alarak; Kent Konseyi toplantısında Konyaaltı Kaymakamının daha önce kültür ve sergi alanı olarak planlamaya alınan üstü açık yivli minarenin bulunduğu alanın da cami olması önerisinde bulunduğunu, ancak bu teklifin çok soğuk karşılandığını, bu sebeple de toplantıyı terk ettiğini anlattı. Yusuf Demir söz alarak; Kaleiçindeki bu alanın daha önce kültür ve sergi merkezi olarak planlanıp onaylandığını, daha sonra bu onaya rağmen kimsenin haberi olmaksızın yeni bir proje ile cami alanı olarak onaylandığını, oysa bu çevrenin turistik dokusu itibariyle cami olmasının mümkün olmadığı gibi dokuz adet camiden beş adetinin hiç cemaati olmadığı için kapandığını, üstü açık olan bu tarihsel mekanın üstünün kapatılmasının da mümkün olmadığını belirtti.

 

Mete Yüksel; Antalya Belediyesi tarafından Antalya için verilen Alo Atık hattının 174 ve doğrudan telefon nosunun 247 00 08 olduğunu, bu telefon ile katı atıklar için telefonlaşılabileceğini bildirdi.

 

Corpus’dan Aysu Sönmez söz alarak; çevre ile ilgili tüm hukuk sorunlarına cevap verecek şekilde hazırlanmış olan hukuk linkinin hazır olduğunu belirtti. Bu linkin ancak Temiz Çevre Derneği sayfasından girilerek aktif olarak kullanımının mümkün olması için Murat Altan ile işbirliği yapmasına karar verildi.

 

Birsen Şule Özaydın söz alarak; balkon yarışması projesinin genişletildiğini ve bu işi kendisinin yürüteceğini, Antalya’da bir cadde ya da sokak seçilerek Büyükşehir Belediyesi, Çiçeciler Odası, ticaret Odası işbirliği ile seçilen bölgedeki kişilere çiçek ve malzeme vermek suretiyle bir yarışma tertip edileceğini, Güç Birliği ile işbirliği yapılacağını söyledi.

 

Mutlu Kartal söz alarak; atık pillerin toplandıktan sonra nihai olarak nasıl dönüştürüldüğü konusunda hiçbir açıklamanın yapılmadığını, ayrıca Amerika’da dahi nükleer atıklar ile ilgili olarak 12 bölgede sızıntı olduğunun tespit edildiğini açıkladı. Nükleer santralarla karşı duruşun devamının zorunlu olduğunu belirtti.

 

Murat Üzüm’ün evlenme hazırlıkları nedeniyle Ankara’ya gittiğinden katılamadığı açıklandı.

 

Mustafa Şen söz aldı ve tüm karamsarlığı ile;  mevcut uygulamalar, taş ocakları sebebiyle yolların bozulduğunu Antalya’nın dokusunun geri dönülemez şekilde bozulduğunu, ayrıca şehir içi trafiğin çözümsüz hale geldiğini belirtti. Kendisine evlenmesi halinde bu sorunların bu kadar büyük görünmeyeceği bizzat evli arkadaşlar tarafından açıklandı.

 

Nezihi Temel Albayrak; kendisinin bildiği bir şelalede toplanılmasını önerdi. Halime Türkfiliz söz alarak; bir sonraki 31.03.2013 tarihinde yapılacak toplantının Manavgat Irmağında düzenelenecek bir tur ile yapılmasını önerdi. Öneri kabul edildi. Ayrıca 09.03.2013 tarihinde Antalya Ramada Otelde Dünya Kadınlar Günü sebebiyle bir eğlence tertip edileceğini, kişi başı 70.-TL bilet parası olduğunu ve bu eğlenceye dileyen arkadaşların katılabileceğini belirtti. Manavgat Irmak gezisinden sonra Nezihi Temel Albayrak’ın şelale gezisinin yapılmasına karar verildi.

 

Geleneksel hatıra fotoğrafı çektirildi ve öncelikle 09.03.2013 günlü eğlencede, sonrasında 31.03.2013’de Manavgat Irmağı turunda buluşulmak üzere ayrılındı.

 

Remziye Kartal Rosenblat

 

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in DernekComments (0)

ALAKIR ÖZGÜR AKIYOR!


Bugün itibariyle (26 şubat 2013 salı) saat 15:00’te yetkililer nezaretinde, 5 aralıkta Antalya Bölge İdare mahkemesinin Dedegöl Enerji’ye ait KÜRCE HES (Hidroelektrik Santrali) ile ilgili verdiği ‘yürütmeyi durdurma’ kararı  uygulanarak baraj kapakları açılmış ve 2 seneye yakındır suya kavuşmayı bekleyen vadideki tüm canlıların hasreti sona ererek ALAKIR ÖZGÜR AKMAYA ve vadiye can katmaya yeniden kaldığı yerden devam etmeye başlamıştır.

3 senedir (11 mart 2010’dan beri) KÜRCE HES projesinin yıkımına karşı yürüttüğümüz hukuksal mücadelede, maddi ve manevi desteğini alakırın tüm canlılarından esirgemeyerek, özveriyle, aşkla, barış ve kardeşlikle bu ‘yaşam’ mücadelesine emeğini, yüreğini koyan herkese alakırın tüm canlıları adına teşekkürler.

Ancak mücadele devam ediyor. Muhtemel tüm oyunlara karşı bu yeni süreçtede tüm farkındalığımızla uyanık kalacağız. Her an gece, güzdüz baraj kapaklarının kapatılmadığını kontrol ediyor olacağız. Bu kazanılmış haklarımıza yönelik yapılması muhtemel yeni oyunlara karşı her türlü tepkimizi göstereceğimizi ve bu yıkım projeleri tamamen vadiyi terk edene kadar tetikte olup, mücadelede kalacağımızı birkez daha bildiriyoruz.

Tüm nehirler özgürce ait olduğu tüm canlılara akmadan, tüm yaşam kaynaklarının, kültürlerin, düşünce ve eylemlerin önüne çekilmiş olan tüm barajlar yıkılmadan, insanlık onuru tekrar özgürleşmeden ne sevinebiliriz ne bir kutlama yapabiliriz nede ‘yaşam’ mücadelemizden en ufak bir ödün verebiliriz. Canlıların ve insanlığın önündeki tüm barajlar yıkılıncaya ve özgürleşinceye kadar mücadeleye devam!

ALAKIR NEHRİ KARDEŞLİĞİ

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Çevre HaberleriComments (0)

ATIK YAĞ TOPLAMA OTOMATI


Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği ve Ezici Yağ firmasının işbirliğinde Türkiye’nin 81 ilinde evlerdeki kızartmalık atık yağların toplanması için ‘Baytom’ adlı makine kullanılıyor.

Ev kadınları atık yağlarını getirip bu makineye boşaltıyor ve ölçüsüne göre makine para veriyor. Türkiye’de yılda ortaya çıkan atık yağ miktarı 350 bin ton olduğuna dikkat çeken Ezici Yağ Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Ezici bunun da sadece 12 bin ton atık yağ miktarının yüzde 50’sini kendi firmalarınca toplandığını anlatan Mustafa Ezici, kalan atık yağların; deniz, yeraltı kaynaklarına ve toprakları kirleterek çok ciddi çevre felaketi oluşturduğunu söyledi. Mustafa Ezici şöyle konuştu: ‘Bu yıl sonuna kadar Türkiye genelinde 1000’i aşkın noktada bu cihaz bulunacak. Sokak, market, okullar gibi yerlerde toplama noktaları olacak. Ev kadınları kullandıkları kızartmalık yağları şişelerde biriktirerek bu makineye boşaltacaklar.  Örneğin 1 lt. atık yağa karşı 30 kuruş kazanacaklar. Makine atık yağı boşaltan kişiye parasını anında verecek. Makineler dolduğunda GPRS üzerinden gelecek sinyal üzerinden toplayıcılarımız hemen bu makineyi boşaltacak’ dedi.

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Çevre HaberleriComments (0)

Finike Cumhuriyet Savcılığından Orman Katliamına Soruşturma


Antalya’nın Finike İlçesi’ne bağlı Alacadağ Köyü sınırlarındaki Kızılcık Yaylası’nda sedir ağaçlarından oluşan ormanlık alandaki taş ocaklarının ortaya koyduğu çevre katliamına karşın Finike Cumhuriyet Savcılığınca soruşturma başlatıldı.

 Kızılcık Yaylasındaki asırlık çam ve sedir ağaçlarının, 12 taş ocağının faaliyetleri nedeniyle kesilmesi olayı sonrası ortaya çıkan katliamın görüntüleri üzerine Finike Cumhuriyet Savcılığı harekete geçti. Dünya mirası olarak kabul edilen ve koruma altında olduğu için bir tek dalını kırana dahi hapis cezası verilen sedir ağaçları taş ocakları tarafından kökünden kesilen ağaçlar ve bölgede yaşanan olaylara ilişkin haberler ve açıklamaları ihbar kabul eden Finike Cumhuriyet Savcılığı, mermer ve taş ocağı firmaları hakkında çevreye zarar verdikleri gerekçesiyle soruşturma başlattı.

Sedir ve çam ağaçlarından oluşan ormanlık alanda yaşananları “dağ kanunu uygulanıyor” diye eleştiren ve gündeme getiren Antalya Kent Konseyi Tüketici Hakları Çalışma Grubu Başkanı Ali Ulvi Büyüknohutçu, savcılık tarafından bugün Finike Adliyesi’nde ifadeye çağrıldı.

Savcılığın haberleri ihbar kabul ederek başlattığı soruşturmanın taş ocaklarının çevre suçu işlediği iddiaları üzerine olduğunu dile getiren Büyüknohutçu, savcılığın başlattığı dava çerçevesinde şahıs olarak da firmalardan şikayetçi olduğunu açıkladı.

Büyüknohutçu, bölgede yaşanan çevre katliamına karşın savcılığın başlattığı soruşturma ve açılan davanın umut verici olduğunu belirtti.

Büyüknohutçu, “Çevrenin kurtarılması, katliamın durdurulması için önemli bir adım. Burada yaşanan katliamın, verilen mücadelenin doğru olduğunu gösteriyor. Sayın Bakan Veysel Eroğlu her ne kadar ’o bölgeyi biliyorum’ dese de bildiğini sanmıyorum. Eğer gerçekten bilse, görse “orada ağaç kesilmiyor” demezdi. Birileri yanlış yönlendiriyor. Sayın bakana önerimiz, gelsin kesilmiş ağaçların köklerini gösterelim. Fotoğraflarda da oldukça açık katliamın boyutu” diye konuştu.

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Çevre HaberleriComments (0)

TEMİZ ÇEVRE DERNEĞİ 27.01.2013 TARİHLİ TOPLANTI NOTLARI


27.01.2013 günü saat 10.00’da Akdeniz Üniversitesi Sosyal Tesislerinde kahvaltıda toplanıldı. Fatih Bey yine her zamanki jestini yaptı (ki bu durum bir bağımlılık yaratmış durumda) ve simitlerle geldi.

 

Birsen Özaydın; Antalya’da derneklerin katılımını temin eden Güçbirliği Toplantılarına derneğimiz adına düzenli olarak katıldığını belirterek son toplantıda; Antalya Valisi ve eşi ile birlikte Güçbirliği Toplantı Grup Lideri Canan Hanım’ın önerisi ile Çiçekciler Birliği ve Antalya Belediyeleri ile işbirliği yapılarak “En güzel balkon yarışmasının” daha katılımlı olarak düzenlenmesi için bir komite kurulacağını, bunun için görüşmeler yapılacağını belirtti. Kendisinin bu toplantılara katılacağını ve sonrasında bilgilendireceğini belirtti. Ayrıca Antalya Çığlık’ta yeni bir çöp dönüştürme merkezinin kurulacağı haberini verdi. Ancak detaylarının henüz belli olmadığını belirtti.

 

Çetin Topaç söz alarak “Kent Konseyi toplantılarına düzenli olarak derneğimiz adına katıldığını, devam edeceğini” belirterek çalışma özetini sundu: “15-01-2013 tarihindeki Kent Konseyi Çevre Grubunda Maden ve Taş Ocaklarının çevresel etkileri görüşüldü.

Saklıkentden Korkuteline kadar 15 taş ocağının olduğunu belirtiler. Ayrıcada Gazipaşadan Kaş’a kadar yine taş ocakları konusunda şikayetlerin olduğu söylendi. Finikede bir taş ocağının su kaynakları üzerinde kurulduğu tespit edildikten sonra şikayet üzerine bu taş ocağının mahkeme kararıyla kapatıldığını belirtiler.

Mermer Ocaklarının açılması ve işletilmesinde , ÇED Raporu almaya gerek olmadığı için kontrolsüz bir şekilde çok kolay açılıyor, buda çevresel zararlara sebeb oluyor.

Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığının, çevrenin korunmasına yönelik su ve hava kalitesinin denetlemesi, sorumluluğunun bilincinde olması ve taş ocaklarına ruhsat verirken daha titiz davranması gerektiği belirtildi.

Devletin; Jeoloji mühendisliği, Orman mühendisliği, Çevre mühendisliği, Maden mühendisliği ve Ziraat Mühendisliği Odalarıyla görüşüp uzman kişilerden oluşturduğu bir komisyonun, çevreye zarar vermeyecek yerlerin tespitini yaparak maden ve taş ocağı işletmeci firmalarına verilmesi sağlanmalıdır.

Maden ve Taş Ocağı işletmelerindeki, teknik ve emniyet yönünden Teknik Nezaretçilik görevini yapan maden mühendislerinin aylık ücretleri, maden ocağının sahibi tarafından verilmesinden dolayı, maden mühendisleri ocakların çevreye verdiği zararları dürüst ve gerektiği gibi denetleyemez ve rapor yazamaz diye belirtildi.

3213 sayılı Maden Kanunun, Uzman kişilerle tekrar incelenip çevreye verdiği ve verebileceği zararları tamamen veya kısmen ortadan kaldıracak tedbirler kanuna konup TBMM gönderilmesinin önemi belirtildi.

Kent Konseyi Çevre Grubuna, resmi dairelerdeki katılması gereken personellerin katılmadığı bunların katılımının sağlanması için Valilik ve Belediye’ye gerekli yazışmaların yapılacağı bildirildi.

Kent Konseyi Çevre Grubuna düzenli bir şekilde Çevre Gönüllüleri Derneği ve Temiz Çevre Derneğinin katıldığı konseyde belirtilerek takdirle karşılandı.” diyerek sözünü bitirdi.

 

Mustafa Şen söz alarak taş ocakları ve bozulan yollar ile ilgili bilgilendirdi. Derneğimizin gerek Güçbirliği toplantılarına, gerekse Kent Konsey toplantılarına taş ocakları ile ilgili sorunu taşımasının önemli olduğunu, gündem oluştuğunu, ancak yeterli olmadığını belirtti.

Sorunlu taş ocakları ile ilgili olarak gerekli davaların açılması için çalışmaların başlatılmasına karar verildi.

 

Aysu Sönmez söz alarak; çalıştığı Corpus Firmasının derneğimiz adına hazırladığı tüm içtihatlar ile birlikte çevre ile ilgili tüm mevzuatı içeren programın hazır olduğunu belirterek şifresini verdi. Murat Altan link açılacağını ve çevre ile ilgili her türlü mevzuata web sitemizden ulaşılabileceğini bildirdi. Aysu Hanım’ın bu katkısından dolayı kendisine ve şirketine bir kez daha teşekkür ediyoruz.

 

Mete Ulaş Yüksel toplantıya katılamadı ancak yapmış olduğu nükleer elektrik santralı ve atık piller ile ilgili cevapların web sayfamızdan okunabileceği, çalışmalarını gelecek toplantıda kendisi tarafından dile getirileceği belirtildi.

 

Turgay Türkfiliz; Ameraki’da “kaya gazı” ile ilgili bir üretim bulunduğunu ve bunun doğal gaza alternatif olabileceğini, bu hususta bilgi toplayarak gelecek toplantıda bilgilendireceğini söyledi.

 

Gelecek toplantının 24.02.2013 tarihinde saat 10.00’da yapılmasına karar verildi.

 

Her zamanki nezaketi ile Yusuf Bey geleneksel fotoğrafımızı çekti. Yeniden buluşmak üzere toplantıya son verildi. 27.01.2013

 

Remziye Kartal Rosenblat

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in DernekComments (0)

Türkiye Atom Enerjisi Kurumundan Cevap


Akkuyu nükleer santrali ile ilgili haberler gündemi meşgul ederken bizde Türkiye Atom Enerjisi Kurumuna nükleer santrallerdeki atık yönetimi ve nükleer santrallerin kapatılması süreciyle ilgili sorular sorduk. Gelen cevabı sizlerle paylaşıyoruz. 

 

 

 

SAYI    : B.15.1.TAE.0.01.00.01.622.03-EM-680

 

Sayın Mete Ulaş YÜKSEL

 

İlgi : 24.12.2012 tarihli e.posta mesajınız.

 

“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında Türkiye Cumhuriyetinde Akkuyu Sahasında Bir Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine Dair İşbirliğine İlişkin Anlaşma” , Akkuyu sahasında 4 ünite 1200 MWe VVER-1200 tipi nükleer santral kurulmasını öngörmektedir.

TAEK, nükleer santral çalışanları, halk ve çevrenin radyasyonun zararlı etkilerinden korunmasını garanti altına almak amacıyla nükleer santrallerin lisanslanması ve denetlenmesi faaliyetlerini ilgili mevzuat çerçevesinde yerine getirir. Lisanslamanın amacı sorumlu kurucu veya işleticinin nükleer santralde nükleer güvenlik ve emniyetin tam olarak sağlanması için yer seçiminden başlayıp tesisin kapatılarak sökülmesine kadar geçen bütün aşamalarda şart koştuğu tüm önlemleri aldığını, kalite ve güvenlik standart ve kurallarına uyduğunu garanti altına almaktır. Santral maliyeti ya da santralin kapatılması maliyetiyle ilgili hususlar TAEK’in görevleri kapsamında değildir.

Yukarıda bahsi geçen Anlaşma gereğince, projeyi yürüten şirket atıkların yönetiminden ve santralin sökümünden sorumludur. Bu sorumluluğunu yerine getirirken yürürlükteki Türk Kanun ve düzenlemeleri ile öngörülen ilgili fonlara gerekli ödemeleri yapacaktır. Ayrıca bu anlaşmaya göre taraflarca üzerinde mutabık kalınabilecek bir anlaşmayla kullanılmış yakıtlar yeniden işlenmek üzere Rusya’ya gönderilebilecektir. Dünyadaki uygulamalara bakıldığında nükleer santral işletmesi sırasında ortaya çıkan atıklar genellikle santral sahası içinde depolanmaktadır. Çok fazla santrali olan ülkelerde merkezi atık depolama tesisleri kurma çalışmaları da bulunmaktadır.

Bilgilerini rica ederim.

TAEK Bilgi Edinme Birimi

 

 

 

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Haberler ve YazılarComments (0)

Kentlerle Birlikte Atık Yağlarda Dönüşecek


Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, kentsel dönüşümle birlikte yeni kurulacak binalarda atık yağları ayrı toplayacak.

 

Bakanlık’tan yapılan yazılı açıklamaya göre, Türkiye’de kişi başına ortalama 20 kilogram yağ tüketiliyor. Yılda yaklaşık 1,5 milyon ton yağ, gıda amaçlı piyasaya sürülürken, geçen yıl Türkiye’de kayıt altına alınan kullanılmış kızartmalık yağ miktarı 10 bin ton civarında oldu. Atık yağlar işletmelerden kolay toplanıyor ancak yağların evlerden toplanmasında zorluk yaşanıyor.

Bakanlık ise hanelerde oluşan kızartmalık yağların geri dönüşümünü sağlamak için harekete geçti.

Kentsel dönüşüm kapsamındaki yeni binalara yerleştirilecek tahliye sistemiyle, atık yağlar depolarda birikecek. Kullanılmış yağlar, bu şekilde ekonomiye geri kazandırılacak. Çevresel tahribatlar ve yüksek maliyetlerin de önüne geçilecek.

Bakanlık, bu kapsamda pilot il olarak Tokat’ta çalışmalara da başladı.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, konuyla ilgili, kentsel dönüşümün birçok yeniliği de beraberinde getireceğini belirterek, “Kentsel dönüşümle örnek binalar, örnek şehirler kuracağız. Altyapısından modern görünümüne varıncaya kadar her şeyiyle dört dörtlük şehirler olacak” ifadelerini kullandı.
Çevre Yönetimi Genel Müdürü Mehmet Baş da projenin ülke geneline yaygınlaştırılmasının amaçlandığını, böylece elde edilecek ekonomik faydayla sürdürülebilir çevre yönetiminin sağlanacağını kaydetti.

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Çevre HaberleriComments (0)

Bu Katliamını Durdurun


Tarihin ilk yazılı tabletine konu olan gizemli Gılgamış’ın,ölümsüzlük iksirini ararken, uzun yaşam iksirini işaret ettiği KutsalKatranAğaçları’ndan oluşan, Antalya, Elmalı, Çığlıkara Ormanları, taşocakları tarafından katlediliyor.

 

Tarihin ilk yazılı tableti olarak bilinen ve Akad çivi yazısı ile 12
kil tablete yazılmış Gılgamış Destanı’nda, uzun yaşamın sırrını ve
ölümsüzlüğü arayan Kral Gılgamış’ın hikâyesinin anlatıldığı destana
konu olan, Toroslar’da bulunan “Katran ağaçları” taş ocaklarına kurban
ediliyor.
Konu ile ilgili  bir açıklama yapan Antalya Tabiatı Koruma Derneği Başkanı Hediye Gündüz,
“Dünya’nın en uzun ömürlü ağacı olarak da bilinen ve en az iki bin yıl
yaşayabilen Toros Katran Ağaçları’nın olduğu bölgelere, taş ocağı
ruhsatı verilerek, binlerce ağacın kesilerek, talan edilmesine göz
yumuluyor. Neredeyse tüm kutsal kitaplarda geçen ve her bir çırası
bile, bazı Avrupa ülkelerinde çok yüksek rakamlara satılan bu
ağaçların, bir tanesinin bile, bir taş ocağı değerinde olduğu,
kamuoyundan gizleniyor. Ruhsat izni verilen taş ocaklarına, “yol
açıyoruz” adı altında “binlerce ağacın katledilerek”, ranta kurban
edilmesine göz yumuluyor. Gerçekte “yasalarca koruma altında olan bu
ağaçları ormanda rahatça kesebilmek ve dünya pazarına sunabilmek için”
taş ocağı ruhsatı adı altında “kontrollü kesim” diye katledilmesine
göz yumuluyor” dedi.
Başkan Gündüz Konuşmalarını şöyle sürdürdü;ÇIĞLIKARA ORMANLARININ ÖNEMİNİ BELİRTEN, BATI AKDENİZ ORMANCILIK
ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜ tarafından 2011 yılında sonuçlandırılan “Çığlıkara
Tabiatı Koruma Ormanının Doğal Kaynak Değerlerinin Belirlenmesi”
başlıklı araştırma projesi sonuç raporuna göre Çığlıkara ormanlarının
korunmasının önemi açıkça belirtiyor.

Raporda özetle “Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı, Antalya ili içerisinde
yer alan beş milli parkın üçünden daha büyük bir alana sahiptir.
Alanın iklimsel ve jeolojik geçiş bölgesinde bulunması, içerisinde
yayılış gösteren canlı türlerindeki çeşitliliği ve zenginliği
beraberinde getirmektedir. Dünya üzerinde sadece bu alanda yayılış
gösteren lokal endemik bitki türlerinin yanında, yine benzer şekilde
sadece birkaç bölgede varlığı bilinen endemik bitkilerin alanında
bulunması bu zenginliğin açık bir göstergesidir.

Çığlıkara’da tespit edilen 806 bitkiden 193’ünün endemik olması
nedeniyle sahanın endemizm oranı 24.2 olarak bulunmuştur.

Bunların yanısıra bitkilerden 3’ü kritik tehlikede (CR), 14’ü
tehlikede (EN), 2’si Bern Sözleşmesi kapsamında ve 6’sı da küresel
ölçekte tehdit altındadır. Fauna elemanlarından (memeliler) nadir ve
nesli tehlike altında bulunan türler içerisinde 1’i CR kategorisinde
olmak üzere toplam 10 türün tehlike altında olması sahayı bu açıdan da
oldukça önemli kılmaktadır.

Ülkemizdeki bitki çeşitliliğinin korunması ve endemik bitki türlerinin
varlıklarını devam ettirilebilmesi ancak, etkin ve sürdürülebilir bir
korumayla mümkündür. Bu anlamda Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı’nda
tehlike kategorisine sahip gerek flora gerekse fauna elemanlarının
bulunduğu alanların tamamı fiili olarak da mutlak korunacak alanlar
içerisine alınmalı ve gerçekten aktif bir şekilde korunmalıdır.

BU AĞACIN, DÜNYANIN BİLMEDİĞİ ÖZELLİĞİ: “BU AĞAÇ HAYAT KURTARIYOR”

Antalyalı Araştırmacı Gazeteci Yazar Ramazan Kalkan, yaptığı
araştırmada; Gılgamış Destanı’nda, Gılgamış’ın sırrının sadece
Toroslar’da bulunan Katran Ağaçlarında olduğunu belirtmektedir.
Gazeteci Kalkan’ın uzun yıllar süren Gılgamış Destanı-Katran
ağaçlarının araştırması incelendiğinde, çok önemli bilgiler ortaya
çıkmaktadır:

Bunlardan ilki; dünyanın ilk yazılı tableti olan Gılgamış Destanı’nda
bile Katran ağaçlarının korunması gerektiğinin vasiyet edilmiş
olmasıdır.
İkincisi; Gılgamış Destanı’nda katran ağacının, insanlık için çok
önemli bir şifa kaynağı olduğunun, işaret edilmiş olmasıdır.

Kalkan; “Destanın kahramanı Kral Gılgamış’ın, sağlıklı yaşam için
işaret ettiği ağacın; Katran Ağacı olduğunu” belirtmiştir. “Katran
Ağaçları’nın bulunduğu bölgelerde uzun yıllar araştırma yaptığını,
destanda bile bu ağaçların korunması gerektiğinin anlatılmaya
çalışıldığını” ifade ederek; “katran ağaçlarının kutsal bir güce de
sahip olduğunu ve Toros Katran Ağaçları’ndan elde ettiği bir içeceğin,
birçok hastalığa iyi geldiğini” dile getirmiştir.

Bizler; Antalya Isparta Burdur Denizli Kaş Platformu olarak; Gılgamış
Destanı’yla, binlerce yıl öncesinde bile; bu ağaçları koruyan
bekçilerin olması ve korunması gerektiği ile ilgili vasiyet bırakılmış
olmasını çok önemli buluyoruz. Bu tarihi bilginin “ormanın öneminin
vurgulanması” açısından çok da önemli olduğunu görüyoruz.

Halen dağ köylerinde olduğu gibi, atalarından kalma yöntemlerle, bu
ağaçtan şifa amaçlı yararlanmakta oldukları gerçeğiyle; insanlığın
geleceği açısından şifa kaynağı olarak korunması gerektiğini, ayrıca
doğal değerlerin gelecek nesillere bırakılması gerektiğini de dile
getiriyor ve ormanın içinde yer alan 35 taş-mermer ocağının derhal
kapatılmasını talep ediyoruz.

KATRAN AĞACIYLA İLGİLİ NOTLAR:
1-Lübnan Devletinin Bayrağının sembolüdür.
2-Gılgamış’ın “kutsal” olarak tabir ettiği sedir/katran ağacı ormanı
bayrağına sembol olmasına rağmen Lübnan’da orman olarak kalmamış,
sadece tek tük ağaçlar olarak kalmışlardır. Geçmişte Lübnan’dan
başlayan orman, Antalya ve özellikle Çığlıkara Bölgesine kadar
uzanmakta iken, şu an Ancak Gılgamış’ın ormanından sadece Çığlıkara
bölgesi kalmıştır.
3-Eski Mısır Firavunları, tapınakların ve ibadethanelerinin bulunduğu
mekanları, Antalya ve Çığlıkara’dan götürdükleri katran ağaçları ile
inşa ettirmişlerdir.
4- Katran ağacının, başta Avrupa olmak üzere, dünyanın birçok
ülkesinde, tütsü olarak kullanmak için bir kalem çırası, 50 Euro’dan
pazar bulmaktadır.
5- Halen dağ köylüleri atalarından kalma yöntemlerle bu ağaçtan şifa
amaçlı yararlanmaktadır.
6- Osmanlı İmparatorluğu, eski adı ince hastalık olan vereme
yakalanmış bürokratlarını, bu ormanın bulunduğu mekanlara tedavi
amaçlı gönderdiği bilinmektedir.
7- Bu ağaçtan yapılan bazı objelerin, yine dünyanın birçok bölgesinde,
pozitif enerjiyi çekmesi amacı ile evlerde ve belli mekanlarda
kullanıldığı bilinmektedir. Bu inanca sahip olan kişilerin, ağacın
bulunduğu alanlara negatif enerjinin girmediğine ve belli sülfiyatları
uzaklaştırdığına inandıkları ve bunun da bazı antik kaynaklarda
geçtiği bilinmektedir.
8-Bu ağacın mini bir fidanının bile, bazı ticari internet sitelerinde
75 TL’den 200’TL’ye kadar doğrudan satış yapıldığını görmek mümkündür.

[Facebook] [Twitter] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Posted in Çevre HaberleriComments (0)

Temmuz 2021
P S Ç P C C P
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Döviz Kurları

Hava Durumu

Hava, 29 Mayıs
Antalya’deki Hava Durumu
+18

Yük.: +26° Düş.: +16°

Nem: 72%

Rüzgar: ESE - 11 KPH

İstanbul’deki Hava Durumu
+17

Yük.: +21° Düş.: +16°

Nem: 87%

Rüzgar: SW - 10 KPH

İzmir’deki Hava Durumu
+14

Yük.: +27° Düş.: +17°

Nem: 93%

Rüzgar: SSW - 6 KPH

Ankara’deki Hava Durumu
+13

Yük.: +22° Düş.: +8°

Nem: 81%

Rüzgar: WNW - 14 KPH

Vizyon