Temiz Çevre Derneği olarak, 28 Ocak 2026 tarihinde gerçekleştirilen Antalya İklim Adaleti Forumu toplantısında ortaya çıkan sonuç bildirgesi hakkında bilgi paylaşmak amacıyla Antalya Barosu’nda bir araya gelinmiştir.
Çözüm üretmeyen iklim politikalarını meşrulaştırma riski taşıyan, iklim krizi karşısında yeterli adım atmayan hükümetler ve fosil yakıt lobilerinin etkisi altında şekillendiğini düşündüğümüz COP31 (Taraflar Konferansı), 9–20 Kasım 2026 tarihleri arasında Türkiye’de, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum başkanlığında gerçekleştirilecektir.
İklim krizi yalnızca çevresel bir sorun değildir; aynı zamanda toplumsal, ekonomik ve siyasal boyutları olan küresel bir krizdir. Bu nedenle iklim politikalarının belirlenme sürecinde yalnızca devletler ve uluslararası kurumlar değil; yerel topluluklar, emek örgütleri, bilim insanları ve sivil toplum kuruluşları da söz sahibi olmalıdır.
Bu ihtiyaçtan hareketle Antalya İklim Adaleti Forumu, 28 Ocak 2026 tarihinde Antalya Barosu’nun çağrısı ve ev sahipliğinde;
17 dernek
5 siyasi parti
5 sendika
5 meslek odası
Antalya Kent Konseyi ve bazı yerel yönetim temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Forumda belirlenen öncelikler doğrultusunda aşağıdaki çalışma grupları oluşturulmuştur:
İklim Hukuku ve Politika Grubu
Mekânsal Adalet ve Kent Hakkı Grubu
Tarım, Su ve Gıda Güvencesi Grubu
Emek ve Adil Geçim Grubu
Uluslararası İlişkiler ve Hazırlık Grubu
Gençlik ve Toplumsal Çalışmalar Grubu
Toplumsal Cinsiyet Çalışma Grubu
Hayvan Hakları
Ekoloji Savunucuları
Hatıra Envanter Grubu
Enerji Demokrasi Grubu
Forum kapsamında ayrıca, ekoloji mücadelesinde yer etmiş isimlerin anısını yaşatmak amacıyla Hatıra Envanter Grubu oluşturulmuş ve bu kapsamda Reşit Kibar ve Can Atalay gibi savunucuların mücadelelerinin görünür kılınması hedeflenmiştir.
Yaklaşık 50.000 katılımcı ve 5.000 aktivistin katılması beklenen bu büyük organizasyon için henüz operasyonel ve lojistik çalışma grupları oluşturulmamıştır.
COP31 sürecine giderken somut hedefler belirlemek, kampanyalar yürütmek ve yerel halkı sürece dahil etmek büyük önem taşımaktadır. Aksi halde bu çalışmalar yalnızca bir “aydın faaliyeti” olarak kalma riski taşımaktadır.
Bu nedenle Antalya’da halkın doğrudan yaşadığı bazı yerel sorunların iklim adaleti perspektifiyle ele alınması gerektiği vurgulanmıştır.
Kızılarık Mahallesi Barınma Sorunu
Antalya’nın en eski yerleşim alanlarından biri olan Kızılarık Mahallesi’nde yüzyılı aşkın süredir yaşayan yurttaşların bulunduğu bölge vakıf arazisi olarak ilan edilmiştir. Bu karar sonucunda yaklaşık 350 hane kendi mülklerinden edilmiştir.
Mülkleri ellerinden alınan Kızılarık halkı uzun süredir Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ecrimisil ödemektedir. Son dönemde ecrimisil bedellerinin aşırı artırılması ve tahliye ihtarnamelerinin gönderilmesi sonucu mahalle sakinleri ciddi bir barınma krizi ile karşı karşıya kalmıştır.
Oymapınar Barajı
Bir diğer önemli konu Oymapınar Barajı olmuştur.
Baraj, içilebilir kalitede su sağlayan Dumanlı Kaynağı tarafından beslenmektedir. Hatta MS 2. ve 3. yüzyıllarda inşa edilen su kemerleri Side Antik Kenti’ne su taşımak amacıyla yapılmıştır.
Ancak barajın işletme haklarının Cengiz Holding’e devredilmesi kamu yararı açısından ciddi tartışmalara yol açmıştır.
“Oymapınar Barajını Geri İstiyoruz” kampanyasıyla;
Antalya’nın içme suyunun büyük ölçüde yeraltı sularından elektrikli pompalarla çekildiği,
Bunun uzun vadede obruk oluşumu riskini artırabileceği,
Suyun pompalanması için harcanan enerjinin maliyetinin su faturalarına yansıdığı
konularına dikkat çekilmesi önerilmiştir.
Bademağacı Çimento Fabrikası
Bir diğer yerel sorun ise Bademağacı’ndaki çimento fabrikasının faaliyet alanının üç kat genişletilmesi planıdır.
20 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren bu tesisin;
bölge halkının sağlığına,
tarıma,
ve ekosisteme
geri dönüşü zor zararlar verdiği belirtilmiş; bölgede satılık ev ilanlarının artması bunun en somut göstergelerinden biri olarak değerlendirilmiştir.
Kitle Turizmi
Forumda ayrıca kitle turizminin yarattığı olumsuzluklar da ele alınmıştır.
Turizm ve rant uğruna kıyı şeridinde yapılan 5, 6 ve 7 yıldızlı otellerin;
halkın kıyıya erişim hakkını kısıtladığı,
deniz ve orman ekosistemine zarar verdiği,
yoğun su ve enerji tüketimine neden olduğu,
emek sömürüsünü artırdığı
vurgulanmıştır.
Bu nedenle şu ilke dile getirilmiştir:
“Kentimiz bir turizm vitrini değil, bir yaşam alanıdır.”
Sonuç
Amacımız, COP31 sürecini yalnızca kapalı kapılar ardında yürütülen diplomatik müzakerelerin ötesine taşıyarak halkın söz sahibi olduğu bir iklim mücadelesine dönüştürmektir.
Bu doğrultuda;
alternatif zirveler
halk forumları
aktivist buluşmaları
yerel kampanyalar
gibi etkinliklere Temiz Çevre Derneği olarak her türlü desteği vereceğimizi ifade ederek toplantıyı sonlandırdık.
Toplantıya ev sahipliği yapan ve katkı sunan tüm kurum ve katılımcılara teşekkür ederiz.
Temiz Çevre Derneği
12 Mart 2026
Toplantıya baro iklim adaleti sekretaryası adına katılanlar:
Av. Duygu Kozanoğlu, Av. Alperen Çelik, Av. Fevzi Özlüer, Halkevleri Yöneticisi Kutay Meriç.
